(2004 S. K. m. 67) (4077 S. K. m. 10, 6/A)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı ile imzalanan sözleşmeye istinaden verilen kredi kartı ile yaptığı harcama bedellerini süresinde ödemediği gibi, girişilen icra takibine de haksız olarak kısmen itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, duruşmalara katılmadığı gibi, cevap da vermemiştir.
Mahkemece, taraflar arasında düzenlenen kredi sözleşmesinde 4077 sayılı Yasanın 10. maddesinde belirtilen emredici koşullara uyulmadığından geçersiz olduğu, yine anılan Yasanın 6. maddesinde belirtilen muacceliyet koşuluna da yer verilmediği ve davalının usulüne uygun temerrüde düşürülmediği, bu durumda, sadece vadesinde ödenmeyen borcunu yasal faizi ile isteyebileceği sonucuna varılarak davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen 2.7.1998 tarihli kredi kartı üyelik sözleşmesi uyarınca, davalıya kredi kartı verildiği, davalının kredi kartının kullanılmasından doğan borcunu ödemediği, taraflar arasında ihtilafsızdır. Yine, anılan sözleşmenin 17. maddesinde temerrüt faiz oranının ekstrede gösterilen faiz oranının 50 puan ilave edilmek üzere bulunacağı belirtildiği gibi, hesabın katı halinde ihtarnamenin tebliğ tarihinde temerrüdün oluşacağı belirtilmiştir. Hesabın kat edilip ihtar çekilmesine rağmen ödeme yapılmaması karşısında, davacı, 24.7.2003 tarihinde icra takibine girişmiş olup 17.10.2003 tarihli dilekçe ile davalının asıl alacak dışında kalan faiz ve ferilerine itiraz etmesi üzerine de, 13.1.2004 tarihinde işbu itirazın iptali davası açılmıştır.
Hemen belirtmek gerekir ki, her davanın açıldığı tarihteki hukuki durum ve koşullara göre sonuçlandırılması gerektiği genel ilke ise de itirazın iptali davaları bu ilkenin istisnalarındandır. İtirazın iptali davaları, ispat kuralları bakımından genel ilkelere göre görülüp incelenen dava türlerinden ise de itirazın haklılığı takip tarihindeki hukuki duruma göre incelenip sonuçlandırılır. Somut olayda, davalı borçlunun temerrüdü üzerine 24.7.2003 tarihinde icra takibine girişildiğine göre, bu tarihteki hukuki duruma göre uyuşmazlık çözümlenmelidir. 4077 sayılı Yasanın taksitle satışları düzenleyen 6/A maddesindeki değişiklik 6.3.2003 tarih ve 4822 sayılı Kanun ile getirilmiş olduğundan, maddi hukuk ile ilgili yasada yapılan değişikliklerin önceden kurulmuş ve icra edilmiş sözleşmelere de şamil edilmesi mümkün değildir. Kaldı ki, sonradan tüketici lehine yapılan birtakım düzenlemeler nedeniyle önceden kurulmuş ve bir tarafın kendi edimlerini tamamen yerine getirdiği bir sözleşmenin tüm hükümlerini geçersiz kılmasına olanak yoktur.
Sözleşmede kararlaştırılan temerrüt faiz oranı ekstrede belirtilen faiz oranına 50 puan ilavesi ile belirleneceği halde, davacı banka bundan daha az olan %43 temerrüt faizi talep etmiştir. Böyle olunca, taraflar arasındaki sözleşme, 4077 sayılı Yasada yapılan 6.3.2003 tarihli değişiklikten önce olduğundan uyuşmazlığın şekli bakımından yapıldığı tarih itibariyle hukuki düzenlemeye aykırı olmayan sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi zorunludur. Mahkemece, bu ilkeler çerçevesinde inceleme yapmak gerekirken, sözleşme geçersiz kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine 19.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy