(4822 S. K. geç. m. 1)
Dava: Taraflar arasındaki tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı bankadan aldığı iki kredi kartı kullanımından doğan borcunu ödeyemediğinden temerrüde düştüğünü, hakkında icra takibi de yapıldığını, 4822 sayılı yasadan faydalanmak için yaptığı başvurunun ret edildiğini bildirip, borcunun belirlenmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 4822 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği tarihten sonra davacının temerrüde düştüğü ve hakkında bu yasanın uygulanamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 4822 sayılı Yasanın geçici 1. maddesinden faydalanmak talebiyle açılmıştır. 4822 sayılı Yasanın geçici 1. maddesinden faydalanmak için, bu yasanın yayımından önce borçlunun temerrüdü nedeniyle ödenmeyerek icra takibi aşamasına gelen veya icra takibine konu edilen kredi kartı borçlarının olması gerekir. Somut olayımızda davacının, davalı bankadan aldığı 6420 nolu kredi kartı için gönderilen son ödeme tarihi 17.10.2002 tarihi ve 1476 nolu kredi kartı için gönderilen son ödeme tarihi 16.10.2002 tarihi olan hesap ekstrelerinde bankaca bildirilen asgari miktarların davacı tarafından ödenmediği ve daha sonraki aylarda kartlarla harcama yapılmadığı ve kullanılmadığı, bankanın da hesabı 30.4.2003 tarihli ihtarla fesih edip, 9.6.2003 tarihinde icra takibine geçirildiği tüm dosya kapsamı ile sabittir.
Davacının, kendisine hesap ekstreleri ile bildirilen 17.10.2002 ve 16.10.2002 tarihlerinde ödenmesi istenen asgari miktarları ödememesi nedeniyle, davalı banka için alacağın tahsili amacıyla hesap kat edilip, davacı aleyhine icra takibinde bulunma hakkı doğmuştur. Bankanın doğan bu hakkını kullanmaması, davacının borcunu icra takibi aşamasına gelmediğini göstermez. Öyle olunca davacının kredi kartı borcu, 4822 sayılı yasanın yayımlandığı tarihten önce icra takibi aşamasına gelmiştir. Davacı süresinde 1.4.2003 tarihli ihtar ile davalı bankaya başvurduğuna göre 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden istifade etmesi için yasal şartlar oluşmuştur. Mahkemece, davacının 17.10.2002 ve 16.10.2002 tarihlerinden, davalı bankaya başvurduğu tarihlere kadar ki borcu, bilirkişi aracılığı ile belirlenip, sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek, aksi düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 12.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy