(1086 S. K. m. 437)
Dava: Taraflar arasındaki iptal davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı Esin Güngör ve vekili avukat Sevgi Ateşok ile davalı vekili avukat Arife Kütükçü'nün gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, Adana ilinde Polen eczanesinin sahibi olup, Emekli Sandığı ile anlaşmalı olduğunu, yapılan incelemelerde sahte reçeteler düzenlemek ve kullanmak sureti ile sandığı zarara uğrattığından bahisle anlaşmasının 7 yıl süre ile feshedildiğini belirterek, sözleşmenin feshine ilişkin işlemin iptali ile sözleşmenin eski hale getirilmesi suretiyle devamına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının, davalı sandık mensupları ile ilgili olarak sahte reçete kullanıp ilaçları vermediğinden bahis ile taraflar arasındaki sözleşmenin IV. maddesinin 1.fıkrasın k bendi gereğince davacının sözleşmesi fesih edilmiş ise de, bu fiil nedeni ile açılan ceza davasının yargılaması sonucu davacının delil yetersizliğinden beraat ettiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar Ceza Mahkemesinin beraat kararının gerekçesi delil yetersizliğine dayanmakta ise de, sözleşmenin feshedilmesine neden olan reçetelerle ilgili müfettişçe dinlenen kişiler daha sonra ceza davası sırasında müfettişe verdikleri beyanların doğru olmadığını ve reçetelerdeki ilaçları da kendilerinin aldığını bildirdikleri gibi, Devlet Demir Yolları müfettişlerince yapılan tahkikatta da aynı şekilde Emekli Sandığı Müfettişlerine verdikleri beyanların doğru olmadığını bildirmişlerdir. Öyle olunca Emekli Sandığı Müfettişlerinin yaptığı tahkikat sırasında aldıkları şahit beyanlarına itibar edilemez. Mahkemece bu beyanların doğru olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken aksi düşüncelerle delillerin takdirinde yanılgıya düşerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 400 YTL. duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 15.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy