(2004 S. K. m. 67, 67/2) (818 S. K. m. 101) (4822 S. K. m. 1)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı Banka, davalı Avni Saatçioğlu'nun kredi kartı üyelik sözleşmesinden doğan borcunu ödemediğini, diğer davalı Hüseyin'in de kefil olduğunu, 6.8.2001 tarihinde hesap kat edilip davalılara tebliğ edildiğini, davalı hakkında yapılan icra takibine de haksız olarak itiraz edildiğinden itirazın iptali ile %40 inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davalı Avni açısından 2.085.840.575.TL. üzerinden itirazın iptaline davalı kefil Hüseyin yönünden 20.000.000 TL. lık kısım yönünden itirazın iptaline karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1- Taraflar arasındaki uyuşmazlık, kredi kartı üyelik sözleşmesinden doğan alacağın tahsili için yapılan takibe vaki itirazın iptaline ilişkin bu davanın yargılaması devam ederken yürürlüğe giren 4077 sayılı yasada değişiklik yapılmasına dair 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinin uygulanmasından kaynaklanmaktadır.
4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanabilmek için, her şeyden önce borcun kredi veren ile kredi kullanan tüketici arasında kredi kartı sözleşmesinin düzenlenmesi ve bu sözleşmeye dayanılarak verilen kredi kartı ile kredi müşterisinin alışveriş yapması ve nakit para çekmesinden kaynaklanmalıdır. Ayrıca kredi kartını kullanan tüketicinin, bu yasanın yayınlanmasından önce temerrüde düşmesi, ödenmeyen kredi kartı borcu nedeniyle hakkında icra takibi aşamasına gelinmesi veya icra takibi yapılması ve yasanın yayınlandığı tarihten itibaren 30 gün içinde kredi kartı veren kuruluşa yazılı başvurusunun bulunması gerekir.
Yasanın uygulamasında öncelikle temerrüt tarihinin belirlenmesi önemlidir. Kural olarak Borçlar Kanununun 101. maddesine göre, kesin vadeli sözleşmelerde temerrüt tarihi sözleşmede belirtilen günün hitamı ile gerçekleşir. Banka tarafından gönderilen son hesap özetinde ödeme günü belirtilmekte ise de, bu ödeme gününde borcun tamamı değil belli bir kısmının ödenmesi gerektiği bildirildiğinden, borcun tamamının ödenmesi gerektiği bildirilmediğinden, kredi kartı borçları, Borçlar Kanunun 101/2. maddesinde öngörülen, miktarı önceden belli olan kesin vadeli borç niteliğinde değildir. Bu nedenle kredi kartı borçlarında temerrüt tarihi bakımından, anılan maddenin uygulanması mümkün değildir.
Kredi kartının bu özelliği nedeniyle, borçlunun temerrüdü, banka tarafından akdi ilişkinin sona erdirilip hesap kat edildikten sonra, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmiş ise, bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Banka tarafından kredi borçlusuna ihtarname gönderilmemiş ise, kredi borçlusunun gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen tarihte istenen asgari miktarı ödememesi nedeniyle, bu tarih itibariyle ödenmeyen kredi kartı borcu icra takibi aşamasına geldiğinden, bankaca hesabın kat edildiği tarih, şayet hesap kat edilmemiş ise, gönderilen son hesap ekstresindeki belirtilen ödeme tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü gerekir. Bu şekilde belirlenecek temerrüt tarihindeki, asıl alacak + akdi faizden oluşan ana alacağa, temerrüt tarihinden bankaya başvuru tarihine kadar yıllık %50 faiz uygulanacaktır. Bu biçimde oluşan toplam alacağa 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesi, icra takibi varsa tahsil harcı, icra masrafları, faizin vergisi ve avukatlık ücretini ortadan kaldırmadığından, asıl alacak ve akdi faizden oluşan anapara alacağına yıllık %50 gecikme faizi uygulandıktan sonra, Banka Sigorta Muamele Vergisi uygulanmak, varsa icra takibinde istenen miktarı geçmemek üzere tahsil harcı, icra masrafları, avukatlık ücreti ve faizin Banka Sigorta Muamele Vergisini borca ilave etmek, bankaya başvuru tarihine kadar borçlu tarafından yapılan ödemelerinde, Borçlar Kanununun 84. maddesi nazara alınarak ödeme tarihi itibariyle borçtan (temerrüt tarihindeki ana paradan) mahsup edilmeli ve kalan toplam alacak tutarı 12 eşit takside bölünmelidir.
Somut olayda davalının son hesap özetinde belirtilen borcunu ödemediği, bankanın hesabı kat ederek 28.8.2001 tarihli ihtarname ile 1.608.515.844 TL. borcun ödenmesini, istediği ödeme yapılmayınca, bankanın 16.10.2001 tarihinde icra takibine geçtiği, davacı bankanın açtığı itirazın iptali davası devam ederken 4822 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği, davalının 4.4.2003 tarihinde bu yasadan faydalanmak için müracaatta bulunduğu, bankanın azalan bakiye sistemine göre hesapladığı borcun 3.799.224.951 TL. olarak ödenmesini istediği ancak davalının ödemede bulunmadığı dosya içeriği ile sabittir.
Bu açıklamalara göre, davalının kat ihtarının tebliğ edildiği tarihte temerrüde düştüğü kabul edilip belirlenecek alacağa davalının 4822 sayılı yasadan faydalanmak için bankaya başvuru tarihe kadar yıllık %50 faiz uygulanarak yukarıda açıklandığı üzere BSM vergisi ile varsa icra takibinde istenen miktarı geçmemek üzere tahsil harcı avukatlık ücreti de ilave edilerek, başvuru tarihine kadar varsa ödemelerde düşülerek davalı borcunun belirlenmesi gerekirken mahkemece hüküm tesisine elverişli olmayan bilirkişi raporu esas alınarak yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2- Bozma nedenine göre davalı Hüseyin ile diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Davalı Avni'nin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 1. bentlerde gösterilen nedenlerle davalı lehine BOZULMASINA, 2.bent gereğince davalı Hüseyin ile diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 21.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy