(2004 S. K. m. 67) (1086 S. K. m. 284)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, inşaat işleri ile uğraşan davalıya sattığı malzeme bedelinin tahsili için başlattığı icra takibine yöneltilen itirazın iptalini ve inkar tazminatına hükmolunmasını talep etmiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile, takibe yöneltilen itirazın iptaline, inkar tazminatı talebi ve fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı davalıya mal satıp teslim ettiğini, faturasını gönderdiği halde bedelin ödenmediğini ileri sürerek tahsilini istemiş, iddiasını ispat etmek için de ticari defterleri, açık fatura ve teslime ilişkin tanık deliline dayanmış, mahkemece bu delillere itibar edilerek karar verilmiş ise de, davalı davaya cevap vermeyerek öncelikle devacı iddiasını inkar etmiştir. Bu durumda davacı, davalıya veresiye mal sattığını ve teslim ettiğini yasal delillerle ispat etmek zorundadır. Davacının mal sattığı ve sattığı malı da teslim ettiğini ispat için, alacağın miktarı itibariyle ve davalının açık muvafakatı olmadıkça davada tanık dinlenemez, tanık beyanına itibar edilemez öte yandan davacının ticari defterlerinin taraflar arasında delil niteliği taşıması için, davalının da tacir olması gerekir. Diğer deyişle ticari defterler münhazıran her iki tarafın tacir olması halinde kesin delil olma vasfını kazanır. Davalı tacir sıfatına haiz değilse davacı tacir dahi olsa, davacının ticari defterleri davacı lehine delil olamaz. Davacı, dava dilekçesinde davalının kendisinden sürekli alışveriş yapan ve inşaat işleri ile iştigal eden bir kimse olduğunu ileri sürdüğüne göre davada dayanılan maddi vakıaları bildirmesi taraflara, hukuki nitelendirme ise hakime aittir. O nedenle davalının da tacir olup olmadığı araştırılmalı, davalının tacir olması halinde davalının ticari defterlerinin de ibrazı sağlanarak incelemede her iki tarafın defterlerine bakılmalıdır. Ayrıca ticari defterlerin sahibi lehine (kat'i delil) sayılabilmesi için defterlerin kanuna uygun bir şekilde tutulmuş ve defterlerdeki kayıtların birbirini teyit etmesi gerekir. Oysa bilirkişi davacının sadece yevmiye defterini incelemiş, diğer kanuni defterleri üzerinde inceleme yapmamış, incelediği yevmiye defterinin de kanuna uygun bir şekilde tutulup tutulmadığını raporunda açıklamamıştır. Rapor bu haliyle eksik olup, hüküm kurmaya elverişli değildir. Bu nedenle rapora itibar edilemez. Davalının tacir olmadığının anlaşılması halinde ise az yukarıda açıklandığı üzere davacı ticari defterleri lehine delil olmaz. Davalı, davaya cevap vermediği gibi duruşmaya da katılmadığından dava hakkında da bir beyanı olmadığından hukuki ilişkiyi inkar ettiğine göre davacının düzenlediği faturalarda başlı başına delil olarak kabul edilemez. Mahkemece öncelikle davalının tacir olup olmadığı belirlenmeli tacir olması halinde tarafların ticari defterleri üzerinde az yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda bilirkişiden ek rapor alınmalı, davalının tacir olmaması durumunda davacının defterleri incelemeden davacıya iddiasını yasal delillerle gerektiğinde yemin delili de hatırlatılarak ispat hakkı tanınmalı, hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenle kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 22.02.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy