(1136 S. K. m. 164, 174)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatı tarafından duruşmalı davacı avukatınca duruşmasın olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat A. Bakır ile davacı vekili avukat Ş. Atlı' nın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı avukat olduğunu, davalının vekilliğini üstlendiğini, aralarında 25.9.2000 tarihli sözleşmenin düzenlendiğini, ancak davalının 25.9.2003 tarihi itibariyle bu sözleşmeyi haksız olarak fesih ettiğini, sonuçlanmış ve derdest işler için ücretinin ödenmesini ihtarla istemesine rağmen ödemediğini, infazla sonuçlanan işlerden dolayı davalının avukatlık ücreti olarak ödemesi gereken 45.918.108.397 TL, borçlu adresi tespit olunamayan kısmi tahsilât dışında tahsilât yapılması mümkün olmayan dosyalar için davalının ödemesi gereken ile karşı tarafa yüklenecek ücretler karşılığı 75.343.759.669 TL, 25.9.2003 tarihinde derdest olan dosyalar için davalının ödemesi gereken ile karşı tarafa yüklenecek ücretler, karşılığı 219.174,507.840 TL ücret alacağı olduğunu bildirip, şimdilik bu üç guruptan her biri için 10.000.000.000 TL.dan 30.000.000.000 liranın, 15.4.2005 ıslah dilekçesi ile talebin artırarak 217.000.000.000 tahsilini istemiştir.
Davalı, aralarındaki sözleşmenin 3. maddesi hükmüne göre süreli olan sözleşmenin yenilenmediğinin davacıya bildirildiğini, bununda sözleşmeden doğan hakları olduğunu, sözleşmeye göre hak ettiği ücretlerinin davacıya ödendiğini, dosyaların gereği gibi takip edilmediğini, davacının ihmali olduğunu bildirip, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının hak ettiği 110.856.122.664 TL. nın, 30.000.000.000 TL. sına 10.4.2003 dava tarihinden, kalan kısmı 15.4.2005 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faiziyle tahsiline, fazla talebin reddine karar verilmiş; hüküm, her iki tarafça temyiz edilmiştir.
1-) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-) Dosyada bulunan ve taraflar arasında düzenlenen 25.9.2000 tarihli "vekâlet sözleşmesi" başlıklı sözleşmenin, 3. maddesinin 1. fıkrasında sözleşmenin süresi bir yıl olduğu, taraflar sözleşme bitiminden bir ay önce yazılı olarak fesih ihbarında bulunmadığı takdirde aynı koşullarla sözleşmenin bir yıl uzayacağı, 3. maddenin 2. fıkrasında taraflarca her zaman yazılı ihbar tarihinden itibaren bir ay sonra geçerli olmak üzere sözleşmenin fesih edilebileceği, 3. maddenin son fıkrasında sözleşmenin feshi halinde ücretin 4. maddeye göre belirleneceği kararlaştırılmıştır. Ücretin belirlendiği, sözleşmenin 4. maddesinin 1. fıkrasında, yapılacak takiplerde ve bu takiplere bağlı olarak açılan davalarda, karşı taraftan tahsili gereken avukatlık ücretinin, avukata ait olacağı, bu ücretin asıl alacağın tüm ferileriyle tamamen tahsili halinde ödeneceği, 4. maddenin 2. fıkrasında, borçlu adresinin tespit edilememesi ve icra merciinin adres tespiti yapılamadığına ilişkin yazısı ile birlikte dosyanın iadesi halinde, avukatın takibe konu meblağın %1'nin ücret olarak ödeneceği, 4. maddesinin 3. fıkrasında, kısmi tahsilât halinde ve borçlu adresi tespit edilemeyen ve bakiye alacağın tahsili mümkün olmayan hallerde yapılan tahsilât miktarına isabet eden oranda ve ayrıca tahsilâtı mümkün olmayan kısım üzerinden %1 oranında, 4. maddenin 4 ve 5. fıkralarında, alacağın hiç tahsili kabil olmadığı takdirde %1 oranında, avukatın icra takibinden önce tahsilâtı sağlaması halinde icra vekâlet ücretine tekabül eden miktarda, 4. maddenin 6. fıkrasında, alacağın tahsilinin yapıldığı süreye göre avukata %3-2 oranında prim ödeneceği kararlaştırılmıştır.
Yine dosyada bulunan, davalı tarafından davacıya gönderilen 15.8.2003 tarihli ihtarla, 25.9.2003 tarihinde bitecek olan sözleşmenin yenilenmeyeceği ve fesih edileceği bildirilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen sözleşme hizmet-hukuk müşavirliği niteliğinde bir sözleşme olup geçerlidir. Sözleşme ile belirlenen ücretin, Avukatlık Kanununun 164. maddesinin 4. fıkrasının 1. cümlesinde belirtilen anlamda ve asgari ücret tarifesi altında ücret olduğu kabul edilemez. Taraflar arasındaki ihtilafın, tararların serbest iradeleri ile yaptıkları ve geçeri olan sözleşmenin hükümlerine göre çözümü gerekir. Sözleşmenin 3. maddesi ile sözleşme süresinin bitiminden bir ay önce veya her zaman bir ay sonra hüküm ifade etmek üzere, tarafların yazılı ihbarla sözleşmeye son verebilecekleri kararlaştırıldığına göre davalının sözleşme bitim tarihinden önce, 15.8.2003 tarihinde gönderdiği ihtarla sözleşmeyi yenilemeyeceğini bildirmesi, haksız fesih sayılamayacağı gibi, Avukatlık Kanununun 174. maddesi anlamında haksız azilin sonuçlarını doğuran bir fesih değildir. Olayda bu nedenle Avukatlık Kanununun 174. maddesi hükmünün uygulanması düşünülemez. Ancak feshin haksız olmaması davacının fesih tarihi itibariyle hiçbir ücret isteyemeyeceği anlamına da gelmez. Öyle olunca davacı, sözleşmenin sona erdiği tarih itibariyle, sözleşmenin 3. maddesinin son fıkrası hükmüne göre; yine sözleşmenin 4. maddesi gereğince ücret istemeye hakkı vardır. Sözleşmenin sona erdiği tarih itibariyle davacının tahsilâtla sonuçlandırdığı veya henüz tahsilâtla sonuçlanmayan, ancak tahsilâtı mümkün hale gelen veya tahsilâtı mümkün hale geldiği ve tahsilât yapılabileceği kabul edilebilecek dosyaları ile tahsilât yapılması mümkün olmayacağı anlaşılan dosyalardan dolayı davacının sözleşmenin 4. maddesine göre ücret isteyebileceğinin kabulü gerekir. Sözleşmenin sona erdirildiği tarih itibariyle sonuçlanmayan ve devam edip ne olacağı belli olmayan dosyalardan dolayı da davacının sarf ettiği emek ve mesaisi nazara alınarak, sözleşmenin 4. maddesine göre isteyebileceği ücret baz alınarak ve bu miktarın altında olmak üzere hak ve nesafet kuralları da nazara alınarak, uygun bir miktarı ücret olarak isteyebileceğinin kabulü gerekir.
Mahkemece yukarıdaki açıklamalar ışığında davacının talep edebileceği alacağı, bilirkişilerden ek rapor alınarak belirlenip, bu miktara hükmedilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle eksik bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Birinci bent gereği davacının tüm, davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bent gereği kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde taraflara iadesine, 450 YTL. duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 13.3.2006 günüce oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy