(Elektrik Tarifeleri Yönetmeliği m. 21)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, karanfil üretimi yapmakta olduğu serada, Tedaşın yeterli elektrik sağlayamaması, voltajın düşük olması ve programsız elektrik kesmesi sonucunda sera üstü fıskiyesinin çalıştırılamadığını, bu nedenle serada bulunan karanfillerin büyük zarar gördüğünü ileri sürerek, 2.480.000.000 TL tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, Elektrik Tarifeleri Yönetmeliğinin 21/2. maddesine göre elektrik kesintilerinde abonelerin zarar görmesi ve kurumun da kusurlu olması halinde sadece tesisat ve cihazların zararlarının kurumca karşılanacağının düzenlenmiş olması nedeniyle davacının gelir kaybından doğan tazminat talep edemeyeceği kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı tarafından serada karanfil üretimi yapılmakta iken 20.1.2000 tarihinde sera üstü fıskiye motorunun yanması nedeniyle bir kısım karanfillerin donduğu, davacının 24.1.2000 tarihinde yaptırmış olduğu tesbit gereğince uğradığı gelir kaybının 2.450.000.000 TL olarak tesbit edildiği, 23.1.2000 tarihli motor kayıt formuna göre de motor sargılarının yanma sebebinin voltaj düşüklüğü olduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır. Dosyada mevcut olan bilirkişi raporlarından davalı Tedaş'ın maksimum gerilim düşümü sınırları içindeki enerjiyi aboneye sağlayamadığı, bu nedenle kusurlu olduğu sabit olup, mahkemece de bu durum kabul edilmişse de Elektrik Tarifeleri Yönetmeliğinin ilgili maddesine göre Tedaş'ın sadece cihaz ve tesisatlara verilen zarardan sorumlu olduğu, davacının da bu zararlara ilişkin talebinin bulunmadığı, gelir kaybına ilişkin tazminatın ise istenemeyeceği kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Sanayileşme sonucu gelişen toplumsal ihtiyaçlar nedeniyle, ortaya çıkan iltihaki sözleşmeler toplum hayatını büyük ölçüde etkilemektedir. Elektrik, su, doğalgaz ve telefon vs. gibi ihtiyaçların temini için düzenlenen sözleşmelerin, içerik ve şartları satıcı tarafından hazırlanır. Abone olacak ihtiyaç sahibinin sözleşmenin içerik ve şartlarını görüşmesi, tartışması ve değiştirmesi olanağı yoktur. Sunulan hizmetten faydalanmak isteyen tarafın başka seçeneği de yoktur.
Şartları ve sözleşme içeriğini aynen kabul edecek veya hizmeti almaktan vazgeçecektir. Bu gibi sözleşmelerde hakim taraf, genellikle sözleşmenin ihlali halinde karşı tarafın sorumluluğuna ilişkin hükümleri kendi lehine detaylı olarak göstermesine rağmen, kendi sorumluluğuna ilişkin hiçbir hükme yer vermemektedir. Sözleşmenin hakim tarafının yaptığı eylem ve işlemlerden ve verdiği zararlardan sorumlu olmayacağının kabulü veya bunların gözardı edilmesi, toplumun adalete olan güvenini sarsar, toplum barışını bozar.
Dava konusu olayda da tarımsal sulama aboneliğine ilişkin bu şekilde bir iltihaki sözleşmenin mevcut olması nedeniyle, mahkemenin kabulünde olduğu gibi davalı Tedaş'ın, Elektrik Tarifeleri Yönetmeliğinin 21. maddesi gereğince, kusurlu olması halinde dahi sadece cihaz ve tesislere verilen zararlardan sorumlu olduğu, bunun dışındaki zararlardan sorumlu olmadığı kabul edilemez. Yeterli elektrik enerjisinin verilememesi nedeniyle serada bulunan karanfillerin donarak satış değerlerini kaybetmeleri arasında, başka bir ifade ile Tedaş'ın eylemi ile davacının uğramış olduğu zarar arasında uygun illiyet bağı mevcut olduğundan davalı Tedaş, davacının uğramış olduğu gelir kaybından da sorumludur. O halde mahkemece davacının uğramış olduğu gelir kaybı tesbit edilip, davacının gerekli tedbirleri almamış olması nedeniyle de takdir edilecek kusur oranında indirim yapılmak suretiyle belirlenecek gelir kaybına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 19.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy