(818 S. K. m. 321, 386, 387, 388, 389, 390)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılanması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı hastanede davalı doktor A. G.'nin koyduğu teşhis sonrası 10.11.2000 gününde sair davalı doktor C. G. ve ekibi tarafından davalı hastanece cerrahi operasyon verildiğini, ancak operasyon sırasında kalbinin durduğunu, ameliyat sonrası solunum yetmezliği yaşadığını, unutkanlık ve konuşma güçlüğü gibi sebeplerden dolayı 10 ay depresyon tedavisi gördüğünü, operasyon sonrası normal kontrollerde şikayetlerini davalılara bildirdiğini, yönlendirilme sonucu 8.5.2002 gününde dava dışı özel sağlık kuruluşuna muayene olduğunu ve vücudunda yabancı bir metal parçanın ameliyat sırasında unutulduğunun belirlendiğini, davalıların kusuru ve ağır ihmalleri sonucu maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek 5.000.000.000 TL. maddi ve 20.0000.000.000 TL. manevi tazminatın tahsilini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, Adli Tıp Kurumu raporu esas alınarak ve davalıların kusursuz bulunduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının 10.11.2000 gününde davalı hastaneye müracaat ettiği aynı tarihte davacının göğsünde mevcut bulunan kitleye müdahale öncesi USG altında tel kanca ile işaretleme yapıldığı akabinde kitlenin operasyon sonucu çıkarıldığı operasyon sonrası dava dışı özel Sağlık Kuruluşu tarafından yapılan kontrol grafiğinde işaretleme yapılan parçanın bir bölümünün davacının göğüs dokusu içerisinde kaldığının anlaşıldığı uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, yapılan bu operasyonda tıbbin gereklerine uyulup uyulmadığı, olayda doktor hatası olup olmadığı, davacının bu olay sebebiyle zarar görüp görmediği noktasında toplanmaktadır. Taraflar arasındaki ilişki bir vekalet ilişkisidir. Dava özen borcuna aykırılık iddiası ile açılmıştır. Vekil (doktor) işini yaparken bir işçi gibi özen göstermek zorundadır. (BK. m. 386-390, 321) Bu sebeple en hafif kusurundan dahi sorumludur. Doktor tıbbi açıdan önlemleri eksiksiz şekilde ve gecikmeden belirleyip uygulamalıdır. Tıbbin gerçek ve kurallarına uygun davranılmakla birlikte sonucu değişmemiş ise doktor sorumlu tutulamaz.
Mahkemenin kararına dayanak yaptığı Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun raporunda, davacının vücudunda kalan maddenin inert bir madde olduğu, hastada reaksiyonel bir gelişime yol açacak nitelikte olmadığından çıkarılmasının gerekmediği, hastada meydana getirecek tıbbi bir komplikasyonsöz konusu olmadığı, bu sebeple uygulamayı yapan hekime yüklenecek kusur bulunmadığı belirtilmektedir. Raporda somut olaydaki gibi bir vakada tıbbın gereklerine ve kurallarına uygun davranılıp davranılmadığı bu konuda az yukarda açıklanan ilkeler doğrultusunda özen gösterilip gösterilmediği yapılması gerekenle yapılanın uyuşup uyuşmadığı, böyle bir operasyonda vücutta yabancı bir maddenin kalıp kalmayacağının olağan olup olmadığı ve böyle bir riskin bulunup bulunmadığı konusunda herhangi bir açıklama ve bilgiye yer verilmemiştir. Bu sebeple son mercii niteliğinde bulunmayan kuruldan alınan bilirkişi raporu yetersiz olup hükme dayanak alınamaz.
Bu halde mahkemece yapılacak iş; Üniversitelerden konusunda uzman kişilerden oluşturulacak bilirkişi kurulundan, yukarda açıklanan ilkeler ışığında yapılması gerekenle yapılanın ne olduğu, yapılması gerekenle yapılanın birbiriyle uyumlu olup olmadığı, böyle bir olayda böyle bir sonucun ortaya çıkmasının olağan olup olmadığı, tıbbın gerek ve kurallarına uygun davranılıp davranılmadığı olayda doktor hatası olup olmadığını gösteren nedenlerini açıklayıcı taraf, hakim ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınmak, oluşacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar vermekten ibarettir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin eksik araştırma ve incelemeye yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle; temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istem halinde iadesine, 28.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy