(7201 S. K. m. 21, 23) (Tebligat Tüzüğü m. 28, 33)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı Emine, davalı ve dava dışı Sibel Kavçin ile birlikte kurdukları adi ortaklığın hiçbir faaliyete geçmeden 10 gün içinde sona erdirildiğini, ortaklık sermayesi olarak ortağı olduğu davacı şirketten 5.11.2001 tarihli fatura ile 1.063.888.000 TL. 15.11.2001 tarihli fatura ile 330.848.400 TL. bedelli inşaat malzemesi teslim ettiğini, yine keşidecisi davacı şirket olan 1.000.000.000 TL. bedelli iki ayrı çekin davalıya verildiğini ileri sürerek, davalı yedinde haksız olarak kalan 3.394.736.000 TL. nın faizi ile ödetilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm; davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Mahkemece davacı iddiasına ilişkin olarak yemin teklif hakkını kullanması üzerine duruşmaya gelmeyen davalı adına faturalar ve çekler açısından ayrı ayrı yemin davetiyesi çıkarılmış ve davalının duruşmaya gelmediğinden yeminden kaçınmış sayıldığı, davacı iddiasının kanıtlandığı açıklanarak hüküm kurulmuştur. Tebligat Kanununun 21. maddesine göre, kendisine tebliğ yapılacak kimse gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden çekinirse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memuruna imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça, en yakın komşularından birine bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. Tebligat Tüzüğünün 28. maddesinin 1.fıkrası uyarınca da tebliğ memurunun muhatabın adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel olan komşu, kapıcı gibi kimselerden veya o yerin muhtar veya ihtiyar kurulu üyelerinden veyahut zabıta amir veya memurlarından soruşturarak vaki olacak beyanı tebliğ mazbatasına yazıp altını imzalatması gerekir. Bu yön özellikle Tebligat Kanununun 23. ve Tüzüğün 33. maddeleri hükmünde de ayrıca vurgulanmıştır. Mahkemece, çeklere ilişkin olarak çıkartılan yemin davetiyesinde, muhatap tevziat saatinde rastlanmadığından tebligat kanununun 21. maddesine göre tebligat yapıldığı açıklanmış, ancak keyfiyeti haber verecek komşunun imzasının ve beyanının alınmadığı anlaşılmıştır. Bu hali ile çeklere ilişkin olarak çıkartılan yemin davetiyesinin davalıya tebliğ edilmediğinin kabulü gerekir. Mahkemece yukarıda açıklanan şekilde usulüne uygun tebliğ yapılarak karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan 1. bent gereğince, davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent gereğince temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, 12.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy