(2004 S. K. m. 97)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde taraflardan gelen olmadığından incelemenin evraklar üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalının kendisi aleyhine alışverişten doğan alacak adı altında 30.000.000.000 TL lık icra takibi yaptığını,süresinde haberleri olmadığı için itiraz edemediğini,böyle bir borcu olmadığını ileri sürerek borçlu olmadığının tespiti ile kötüniyet tazminatını istemiştir.
Davalı, davacının fıstık ticaretinin karlı olduğuna kendilerini ikna etmesi üzerine evi de satarak 30.000.000.000 TL verdiklerini,eşi ölünce davacının parayı geri vermediğini,savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı davacı tarafından aleyhine yapılan ve itiraz edemediği için kesinleşen icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebiyle bu davayı açmıştır. Celp edilen icra dosyasında davalı tarafından davalı aleyhine yapılan icra takibinin adi takip yoluyla yapıldığı ve alacağın sebebi olarak da "alışverişten doğan alacak" olarak gösterildiği görülmüştür. Davalı alacaklı icra takibinde her hangi bir belge ve delile dayanmamıştır. Borcun sebebi olarak ta eşinin sağlığında evlerinin de satılarak işletmesi için davacıya verilen ancak eşi ölünce iade edilmeyen para olarak gösterilmiştir.İcra takibi adi takip olup hiçbir belgeye dayanmamaktadır. Böyle olunca davalı alacaklı alacağını yasal delillerle kanıtlamalıdır ve ispat yükü de davalıya aittir. Gelen icra dosyasında davacının borcu kabul ettiğine dair hiçbir beyan ve ikrarı yoktur. Kaldı ki icra tehdidi altında ve haciz sırasında borcun kabul edilmiş olması dahi hukuki sonuç doğurmaz ve davalıyı alacağını ispat yükümlülüğünden kurtarmaz. Bu nedenle davalıdan alacağının varlığını ispat için yemin dahil tüm delilleri sorulmalı,varsa davacıdan da mukabil delilleri sorularak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 8.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy