(2004 S. K. m. 72) (4077 S. K. m. 3, 10)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de dava miktar itibariyle duruşmaya tabi olmadığından bu isteğin reddiyle incelemenin evraklar üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı bankadan kredi aldığını, geri ödemeyi yapamadığı için hakkında icra takibi yapıldığını öne sürerek, icra takibindeki miktar kadar borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının 4.527.760.689 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- 4822 sayılı kanun ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3. maddesinde, kanunun uygulanmasıyla ilgili tanımlar yapılıp, bu arada Alışverişe konu olan taşınır eşyayı... mal, Bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi tüketici, mevzuatları gereği tüketicilere, nakit kredi vermeye yetkili olan banka, özel finans kuruluşu ve finansman şirketlerini kredi veren olarak tanımlamıştır. Aynı yasanın 10. maddesi gereğince, Tüketici kredisi, tüketicilerin bir mal veya hizmet edinmek amacıyla kredi verenden nakit olarak aldıkları kredidir. Bu Yasanın 23. maddesinin 1. fıkrasında ise, Bu kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak çıkacak her türlü ihtilaflara tüketici mahkemelerinde bakılır hükmüyle, kanunun uygulanmasından doğacak ihtilaflara bakacak görevli mahkeme belirtilmiştir.
Somut olay değerlendirildiğinde, davacı tüketicinin davalı kredi verenden tüketici kredisi aldığı ve bu kredinin geri ödemesiyle ilgili uyuşmazlık bulunduğu, anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, sözü edilen yasanın 23. maddesi hükmü gereğince, davaya bakmaya Tüketici mahkemesi görevlidir. Mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, davanın esasına girilerek hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2- Bozma nedenine göre, davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Birinci bentte açıklanan nedenlerle, temyiz edilen kararın davalı yararına BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenlerle, davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 14.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy