(2004 S. K. m. 67) (4077 S. K. m. 6, 10)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar
Davacı, davalının kredi kartı borçlarını ödemediği gibi, aleyhine girişilen icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, faiz oranının fahiş olduğunu, işletilen faizle ilgili 750.000.000 TL.lık miktara itirazının haklı olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki kredi sözleşmesinin 4077 sayılı yasanın 10 ve 6. maddelerine uygun düzenlenmediği, faiz ve cezai şart bölümlerinin sonradan doldurulduğu, geçersiz sözleşme hükümlerine göre ceza ve faiz istenemeyeceği, ancak yasal faiz istenebileceği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dava İİK.nun 67. maddesine dayalı itirazın iptaline ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, süresinde ödenmeyen kredi kartı borçlarına uygulanacak temerrüt faizinden kaynaklanmaktadır. Taraflar arasında düzenlenen 29.3.1996 tarihli kredi kartı sözleşmesi uyarınca davalıya verilen kredi kartı harcamaları nedeniyle doğan borçların 1.10.2003 son gün olmak üzere ödenmesi talep edilmiş, davalı tarafından ödenmemesi üzerine de 22.1.2004 tarihli muacceliyet ihbarnamesi gönderilmek suretiyle hesap kat edilmiştir.
14.3.2003 tarihinde yayınlanarak 15.6.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı yasanın 6. ve 10. maddeleri ile Tüketici Kredi Sözleşmelerinin kurulması ile ilgili bazı şekli şartların getirildiği açık ve belirgindir. Ne varki maddi hukuka ilişkin bu değişiklikler nedeniyle önceden kurulmuş ve ifa edilmiş tüm sözleşmelerin geçersiz hale geldiğini söylemek hukuken mümkün değildir. Sözleşmenin öncelikle ayakta tutulması genel ilke olduğu gibi, şayet sözleşme şartlarından birinin tüketici aleyhine haksız şart olduğu sonucuna varılırsa, sözleşmenin kısmen veya tamamen ifa edilmiş olup olmamasına göre sözleşmenin tamamen geçersiz sayılması yerine, o sözleşme hükmünün hukuk ve hakkaniyet ilkeleri çerçevesinde edimler ve menfaatler dengesi içerisinde düzeltilmesi cihetine gidilmelidir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönecek olursak, sözleşmedeki temerrüt faizi ile ilgili oranların banka tarafından sonradan tek taraflı yazıldığı kabul edildiğine göre bu nedenle sözleşme hükümleri tamamen geçersiz sayılmamalı, banka veya kredi kuruluşlarının ilgili yasa hükümleri içerisinde faaliyet gösterip para alıp satan kurumlar olduğu da gözetilerek, bankanın isteyebileceği temerrüt faiz oranlarının tespiti yoluna gidilmelidir. Böyle olunca, mahkemece davalının temerrüde düştüğü tarih itibariyle diğer bankaların aynı neviden kullandırdığı kredilerin faiz oranları araştırılmalı diğer ekonomik etkenlerde nazara alınmak suretiyle menfaatler dengesine uygun faiz oranı saptanarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte yazılı nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 23.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy