(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı tarafından Nazilli 2. İcra Müdürlüğünün 2004/1464 sayılı dosyası ile aleyhinde yapılan icra takibi sırasında, haciz tehdidi altında ödemek zorunda kaldığı 3.250.000.000 TL. nin istirdadı ve 500.000.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili isteminde bulunmuştur.
Davalı, davanın süresinde açılmadığını, davacının isteklerinin zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dava konusu edilen faiz farkının 29.5.2003 tarihinde ödenmesini takiben davanın 1 yıllık süre içinde açılmadığından bahisle davanın süre yönünden reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Nazilli 2. İcra Müdürlüğünün 2000/1464 esas sayılı takip dosyası içinde davalı Süleyman Oğuz tarafından davacı Nevzat Gerçek aleyhine 28.7.2000 tarihinde 6.046.000.000 TL. asıl alacak, 1.995.180.000 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 8.041.180.000 TL üzerinden ilamsız takip yoluyla icra takibi yapılmış, borçlu davacı Nevzat Gerçek'in itirazı üzerine açılan itirazın iptali davasında Nazilli Asliye Hukuk Mahkemesince 5.2.2002 tarih, 2000/466-2002/55 sayılı ilamla itirazın iptaline karar verilmiş; temyiz aşamasından da geçerek devam eden icra takibi sırasında, davalı alacaklı Süleyman Öztoprak tarafından icra müdürlüğünce faizin eksik hesaplandığından bahisle 23.1.2003 tarihinde şikayet yoluna başvurulmuş, Tetkik Merciince şikayetin kabulüne ilişkin 2.5.2003 tarihinde verilen 2003/20-99 sayılı karar, borçlunun temyizi üzerine de Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 21.10.2003 sayılı 2003/16499-20517 sayılı ilamıyla hesap tablosuna yasal 7 günlük sürede itiraz yapılmadığından, bu hali ile kesinleşmiş bulunduğu, bu sebeple yeniden dosya borcunun hesaplanmasının istenmesi üzerine de İcra Müdürlüğünün istemi reddetmesinin yerinde olduğundan bahisle bozulmuş, yeniden yapılan yargılama sonunda bozma kararına uyularak 26.12.2003 tarihinde 2003/282-391 sayılı kararla şikayetin reddine karar verilmiş, bu karar da alacaklının temyizi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairenin 29.4.2004 tarihli ve 2004/5891-10615 sayılı kararıyla onanarak kesinleşmiştir. Bu şekilde icra takibi ve İcra Müdürlüğünün muamelesinin şikayeti davasının devamı sırasında davacı borçlu tarafından varlığı iddia ve talep edilen 3.250.000.000 TL faiz farkının 29.5.2003 tarihinde ödendiği hususu taraflar arasında uyuşmazlık dışıdır. İcra İflas Kanunu'nun 72. maddesinin 7. bendinde yer alan istirdat davasına ilişkin bir senelik sükutu hak süresi borcun tamamen ödendiği tarihten başlar. İcra takibi ve icra müdürlüğünün muamelesinin şikayeti davası devam etmekte iken 4.6.2004 tarihinde bu davanın açılmış olduğu anlaşıldığından dava süresi aşılmamıştır. O halde işin esası incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle davanın reddi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 30.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy