(1086 S. K. m. 293)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca duruşmasız davalı Ahmet Dere avukatınca da duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de dava miktar itibariyle duruşmaya tabi olmadığından bu isteğin reddiyle incelemenin evraklar üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalılardan Ahmet Dere'ye 2002 yılında portakal sattığını, diğer davalının kefil olduğunu, malı teslim ettiğini, satım bedelinin kısmen ödendiğini, bakiye alacağının ödenmediğini ileri sürerek, 7.601.700.000 TL.nin faizi ile müteselsilen ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davalı Ahmet Dere yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Taraflar arasında portakal satımına ilişkin yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır. Davacı kantar fişlerine dayanarak malı teslim ettiğini, bedelin ödenmediğini bildirip, iddiasını isbat için şahit deliline dayanıp, çevrede bu tür satışların örf ve adet gereği sözlü yapıldığını iddia etmiştir. Davalılar tanık dinlenmesine rızaları olmadığını bildirmişlerdir. Mahkeme Ziraat Odasından alınan güvene dayalı alışverişlerin sözlü yapılabileceği yazısı üzerine tanık dinlemiştir. HUMK. nun 293/4 maddesi hükmüne dayanılarak tanık dinlenebilmesi için teamül unsurunun gerçekleşmesi ve bir çevrede herhangi bir hukuki işlemin devamlı olarak senede bağlanmamasının adet haline gelmesi ve bu hususun zaman içinde herkesçe uyulmak suretiyle istikrarlı bir nitelik kazanmış olması ve ayrıca kamuoyunda da bu teamüle inanılmış olması gerekmektedir. Dosyada mevcut Ziraat Odası yazısı teamülün varlığını kabul etmek için yeterli değildir. O halde mahkemece portakal alımlarının ve bu nedenle yapılan ödemelerin çevrede senede bağlanmasının teamül haline gelip gelmediği, gelmiş ise bu hususa çevrede herkesin uyarak istikrarlı bir nitelik kazanıp kazanmadığı ve kamuoyunda bu teamüle inanılıp inanılmadığı hususları Ticaret ve Sanayi Odası, Kaymakamlık, Belediye Başkanlığı, Esnaf ve Sanatkarlar Odasından sorulup, çevreyi iyi bilen bu konudaki uzman kişiler arasından seçilecek bilirkişi marifetiyle de araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2- Bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazların incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1. bent gereğince hükmün BOZULMASINA, 2. bent gereğince diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 24.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy