(2004 S. K. m. 72) (4822 S. K. Geç. m. 1)
Dava: Taraflar arasındaki tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, kredi kartı borcu nedeniyle hakkında yapılan icra takibinde 9.4.2003 tarihi itibarı ile 4822 sayılı yasanın 1. maddesinden faydalanmak için başvuruda bulunduğunu, ödemeleri düşülmeksizin ve %135 faiz uygulanmak sureti ile çıkarılan ödeme planının yasal olmadığını ileri sürerek 25.4.2003 tarihi itibarı ile 2.650.000.000 TL borçlu olmadığının tespiti ile 4822 sayılı yasa uyarınca borcun tespitini istemiştir.
Davalı banka, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının 25.4.2003 tarihi itibarı ile davalıya 900.202.326 TL borçlu olduğunun tespiti ile 12 taksitte ödenmesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davalı banka tarafından 12.3.2002 tarihinde davacıya borcunu 3 gün içinde ödemesi için ihtarname çekildiği, bunun 19.3.2002 tarihinde davacıya tebliğ edildiği ve davacının 23.3.2002 tarihi itibarı ile temerrüde düştüğü, 23.9.2003 tarihinde davacı aleyhine icra takibi yapıldığı ve davacının 9.4.2003 tarihinde 4822 sayılı yasanın 1. maddesinden faydalanmak için talepte bulunduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Dosyaya ibraz edilen hesap ekstraları ve bilirkişi raporuna göre davacının son ödeme tarihinin 20.11.2001 olduğu ve bu tarih itibarı ile bilirkişi tarafından hesaplama yapıldığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar borçlunun temerrüdü, banka tarafından akdi ilişkinin sona erdirilip hesap kat edildikten sonra, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmiş ise, bu sürenin bitiminden itibaren oluşur ise de banka tarafından kredi borçlusuna ihtarname son hesap ekstresindeki tarihten 4 ay sonra gönderilmiş olup ihtarnamenin makul süreyi aşmak suretiyle geç çekilmiş olması borçlunun durumunu ağırlaştırdığından davacının 20.11.2001 tarihinde temerrüde düştüğünün kabulü gerekmektedir. Ne var ki somut olayda mahkemece hükmedilen rakamın ne şekilde tespit edildiği açıklanmamıştır. Bu durumda 20.11.2001 temerrüt tarihindeki, asıl alacak + akdi faizden oluşan ana alacağa, bankaya başvuru tarihine kadar yıllık %50 faiz uygulanmalıdır. Bu biçimde oluşan toplam alacağa 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesi gereğince, istenen miktarı geçmemek üzere tahsil harcı, icra masrafları, avukatlık ücreti ve Banka Sigorta Muamele Vergisi eklenmeli, bankaya başvuru tarihine kadar borçlu tarafından yapılan ödemelerinde, Borçlar Kanununun 84. maddesi nazara alınarak ödeme tarihi itibariyle borçtan (temerrüt tarihindeki anaparadan) mahsup edilmeli ve kalan toplam alacak tutarı 12 eşit takside bölünmelidir.
Hal böyle olunca, az yukarıda açıklanan yöntemle 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesine göre yapılan hesaplamaya ve kararı temyiz etmeyerek davalı lehine müktesep hak oluştuğuna dayanılarak sonucuna göre karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 24.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy