(2004 S. K. m. 67, 68) (4822 S. K. m. 6, 10/f)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı itirazın iptali davası konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalının kredi kartı kullanımından doğan borcunu ödemeyip temerrüde düştüğünü, daha sonradan 4822 sayılı yasa hükümlerinden yararlanmak için kendilerine başvurduğunu, kendilerinin de önce 4.248.000.000 TL.lık sonra da çıkarılan bu miktardan indirim yapıp borcu 3.300.000.000 TL.na indirmelerine rağmen davalıların taksit borçlarını ödemediğini, 4.248.000.000 TL. asıl alacak ve ferileri yönünden başlatılan icra takibine de itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline %40 tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
1- Mahkeme hükmünün hangi hususları içermesi gerektiği HUMK. nun 381 ve 388 maddelerinde açıklanmıştır. Anılan maddeler hükümleri uyarınca tefhim edilen kısa kararın taraflara tebliğ edilen gerekçeli karara uygun olması zorunlu olduğu gibi gerekçeli kararında birbiriyle çelişir hükümler ihtiva etmemesi gerekir. Kası kararda davacının davalıya verdiği 3.300.000.000 TL. miktarındaki ödeme planının geçerliliğinin tespitine, davalının bu plana göre 15.5.2003 -15.4.2004 tarihleri arasında ödeme yapması gerektiğine, bu plana göre davacının 4822 sayılı yasanın 6. ve 10/f maddeleri gereğince takip yapmakta muhtariyetine, bu nedenle davalının itirazının iptaline karar verilmiş olup, aynı tarihli gerekçeli kararın birinci bendinde konusuz kalan itirazın iptali davası hakkında karar ittihazına yer olmadığına şeklinde kısa karar aykırı şekilde hüküm oluşturulduğu gibi aynı hükmün (3) numaralı bendinde de tarafların borç miktarları tespit edilmiş olup, ancak icra takibinin aynı dosyada devam edebilmesi için şeklen davalının itirazının iptaline ve yukarıda birinci fıkrada belirtilen şekilde taksitlendirme durum uda göz önünde bulundurularak takibin devamına yazılmış ve hükmün (2) numaralı bendinde de davacının 4822 sayılı yasanın 6 ve 10/f maddeleri gereğince takip yapmakta muhtariyetine şeklinde hüküm kurulmuş; böylece gerekçeli kararın kısa karara aykırı olduğu açıkça anlaşıldığı gibi gerekçeli kararın da kendi içerisinde birbiriyle çelişir hükümler ihtiva ettiği anlaşıldığından 10.4.1992 tarih ve 1991/7 esas ve 1992/4 karar sayılı YİB. kararı uyarınca mahkemece önceki verilen karar ile bağlı olunmaksızın aradaki çelişki giderilecek şekilde yeniden karar verilebilmesi için mahkeme kararı bozulmalıdır.
2- Bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmemiştir.
Sonuç: Yukarıda birinci bentte belirtilen nedenle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenle davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 29.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy