(4077 S.K. m. 2, 3, 23)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, dava dışı A. Ltd. Şt.'nin bankadan kullandığı taşıt kredisine davalının müteselsil kefil olduğunu ve kredi borcunun ödenmemesi nedeni ile icra takibi yapıldığını ileri sürerek, itirazın iptali ile % 40 icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- 4822 Sayılı Yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun "Amaç" başlıklı 2. maddesinde "Bu kanunun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar" hükmüne yer verilmiş, yasanın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.
Bir hukuki işlemin 4077 Sayılı Yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta ise, davacının devir aldığı bankadan, dava dışı şirket tarafından ticari ya da mesleki amaçlarla dava konusu taşıt kredisinin alındığı, davalının da bu kredi sözleşmesinde müteselsil kefil olarak imzasının bulunduğu hususu uyuşmazlık konusu değildir. Bu durumda, yukarıda açıklandığı üzere, taraflar arasındaki uyuşmazlığın Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Açıklanan nedenlerle, dava konusu uyuşmazlığa genel mahkemede bakılıp sonuçlandırılması gerekirken, Tüketici Mahkemesi olarak yargılama yapılıp, karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2- Bozma nedenine göre, davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Birinci bentte açıklanan nedenlerle, temyiz edilen kararın davacı yararına BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenlerle, davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 12.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy