(2004 S. K. m. 72) (818 S. K. m. 84) (4822 S. K. Geç. m. 1)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalı bankadan aldığı kredi kartını kullanması sonucu oluşan borcunu ödeyemediğini, aleyhine icra takibi yapıldığını, 4822 sayılı yasadan yararlanmak için yaptığı müracaatı sonucu düzenlenen ödeme planının yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, ödeme planının yasaya uygun olarak belirlenmesini, fazla ödemesi var ise davalıdan istirdadını istemiştir.
Davalı, ödeme planının yasaya uygun olduğunu, ancak davalının ödeme planına aykırı davrandığını savunarak davanın reddini dilemiş, birleşen davada ise icra takibine vaki itirazın iptalini istemiştir.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporuna itibar edilerek ve davacının borcunun daha fazla olduğu ve bu nedenle davalı bankaca belirlenen ödeme planına itibar edilmesi gerektiği gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davada davacı-karşı davalının 11.056.600.000 TL borçlu olduğunun tesbitine ve bu borcun 12 eşit taksitle ödenmesine, davacı-karşı davalı tarafından yapılan 2.763.900.000 TL ödemenin taksit miktarlarından düşülmesine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1- Dosyanın incelenmesinde; davacının davalı bankadan aldığı kredi kartıyla en son 10.4.2000 tarihinde nakit para çektiği ve bu tarihten sonra kredi kartıyla başka bir işlem yapmadığı, 10.4.2000 tarihli işlemin yer aldığı hesap esktresinde en son ödeme gününün 28.4.2000 tarihi olduğu, davacının bu ekstrede belirtilen borcun en az tutarını ödemediği ve davalının 27.3.2001 tarihli ihtarla hesabı kat ederek borcun ödemesini istediği anlaşılmaktadır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının 27.3.2001 tarihli ihtarda verilen süre sonunda 10.4.2001 tarihinde davacının temerrüde düştüğü kabul edilmek suretiyle davacının borçlu olduğu miktar belirlenmiştir. Oysaki az yukarıda açıklandığı üzere, davacı kredi kartıyla en son işlem yaptığı 10.4.2000 tarihli hesap ekstresinde belirtilen son ödeme günü olan 28.4.2000 tarihinde asgari miktarı ödemediği için 29.4.2000 tarihinde temerrüde düşmüş bulunmaktadır. 29.4.2000 tarihindeki asıl alacak akdi faizden oluşan ana alacağa, temerrüt tarihinden bankaya başvuru tarihine kadar 4822 sayılı yasa uyarınca yıllık %50 faiz oluşacaktır. Bu biçimde oluşan toplam alacağa 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesi uyarınca asıl alacak ve akdi faizden oluşan ana para alacağına yıllık %50 gecikme faizi uygulandıktan sonra BSMV uygulanmalı, varsa icra takibinde istenen miktarı geçmemek üzere tahsil harcı, icra masrafları, avukatlık ücreti ve faizin banka sigorta mevduatı vergisi borca ilave edilmeli, bankaya başvuru tarihine kadar borçlu tarafından yapılan ödemeler B.K.nun 84. maddesi nazara alınarak ödeme tarihi itibariyle borçtan (temerrüt tarihindeki ana paradan) mahsup edilerek kalan toplam alacak miktarı 12 eşit takside bölünmelidir. Mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporunun az yukarıda açıklanan yasal kurallara uygun bulunmadığı anlaşıldığından böyle bir rapora dayanılarak hüküm kurulamaz. Bu nedenle mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılıp açıklamalı rapor alınarak davacının borcu belirlenip sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, bu yön gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
2- Bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz olunan hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, tarafların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 19.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy