(1086 S. K. m. 237)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü:
Karar: Davacı, davalıdan aldığı dubleks konutun üst katında 23.09.2000 tarihinde yangın çıktığını, yangın sebebiyle diğer bir konutunda hasar gördüğünü, olayla ilgili dava dışı Demir Sigorta A.Ş.'nin ilgililere tazminat ödediğini ve ödediği tazminat ile ilgili aleyhine açtığı ricaen tazminat davasının kabul edilerek kesinleştiğini, olayın bina bacasının ayıplı imalatından kaynaklandığını dolayısıyla zarardan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek 12.643.646.811 Liranın tahsilini istemiştir.
Davalı, aynı olaya dayanılarak açılan tazminat davasının zamanaşımı nedeniyle red edildiğini, zamanaşımının dolduğunu olayda kusurlu olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, aynı olay sebebiyle davacının kendi binasında meydana gelen zarar ile ilgili davanın zamanaşımı nedeniyle red edilerek kesinleştiği, ortada kesin hüküm bulunduğu gerekçesi ile dava red edilmiş; hüküm; taraflarca temyiz edilmiştir.
1- Dava ayıplı mal satımı nedeniyle uğranılan dolaylı zararların tazminine ilişkin olup, mahkemece, taşınmazda 23.09.2000 tarihinde meydana gelen yangın olayı ile ilgili olarak görülen taraflar arasındaki ilk davanın zamanaşımı nedeniyle red edildiği ve kesinleştiği, ortada kesin hüküm bulunduğu gerekçesi ile dava red edilmiştir. HUMK'nun 237. maddesinde belirtilen kesin hükümden söz edilebilmesi için, davalardaki tarafların, müddeabihin ve dava konusunun aynı olması zorunludur. Taraflar arasında görülen Ula Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/139 Esas sayılı dosyasındaki taraflar ve dava sebebi eldeki dava ile aynı ise de, ilk davada binadaki hasar ve zarar sebebiyle tazminat istenilmiş, oysa bu davada komşu taşınmazda meydana gelen zarar talep edilmiştir. Bu itibarla dava konuları farklı olduğundan kesin hükümden söz edilemez. Davacının taşınmazı satın aldığı tarih ile dava tarihi arasında on yıldan fazla sürenin geçtiği nazara alındığında mahkemece, kararın gerekçe bölümünde davalının zamanaşımı def'i ile ilgili yapılan tartışma ve zaman aşımının gerçekleşmesi ile ilgili varılan sonuç doğru ise de, netice de davanın kesin hüküm nedeni ile reddi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2- Yukarıda açıklanan bozma şekil ve sebebine göre davalının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte yazılı nedenlerle davalının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 14.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy