(2004 S. K. m. 67) (1086 S. K. m. 290, 293)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, ½ hissesine sahip olduğu aracın satılması için kayınpederi olan davalıya vekaletname verdiğini, davalının aracı sattığı halde hissesine düşen 2.800.000.000 TL satış bedelini kendisine ödemediğini, tahsili için başlatmış olduğu icra takibine de itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile %40 tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, ½ hissesi dava dışı kızına, ½ hissesi de damadı olan davacıya ait aracı vekil olarak üçüncü kişiye sattığını, davacının hissesine düşen 2.335.500.000 TL'yi de davacıya ödediğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalının ödemeyi yazılı belge ile ispat edemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 2.335.500.000 TL asıl alacak, 74.863.973 TL işlemiş faiz üzerinden takibe itirazın iptaline, asıl alacak üzerinden hesaplanacak %40 inkar tazminatının tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, vekili olan davalının kendisine ait olan aracı sattığı halde satış bedelini ödemediğini belirterek tahsilini istemiş, davalı ise davacının hissesine düşen satış bedelini tanıklar huzurunda ödediğini, bu nedenle borcu bulunmadığını bildirmiştir. Taraflar damat-kayınpeder olup, HUMK. 293/1 maddesi gereğince olayda tanık dinlenilebilir. Resmi satışın yapılabilmesi için yazılı vekaletnamenin verilmesi zorunlu olup, davacı tarafından noterde davalıya vekaletname verilmiş olması, HUMK'nun 290. maddesinde düzenlenen senede karşı senetle ispat kuralının uygulanmasını da gerektirmez. Mahkemece her iki tarafın gösterdiği tanıklar dinlenmişse de, tanık beyanlarına itibar edilmemiştir. Oysa ki davalı tanıklarının görgüye dayalı, inandırıcı, birbirini tamamlayıcı ve doğrulayıcı ifadelerinden, davalının, satış bedelinden hissesine düşen miktarı davacıya tanıklar huzurunda ödediği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece tanık beyanları göz önünde tutularak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 26.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy