(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı banka, dava dışı şahsın kullandığı tarımsal krediye kefil olan davalının borcun ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı davanın reddini dilemiş, yargılama sırasında verdiği 18.3.2003 tarihli dilekçesi ile davaya esas Alanya 2. İcra Müdürlüğünün 2002/5346 sayılı icra dosyasına yaptığı itirazından vazgeçtiğini, borcu kabul ettiğini bildirmiştir.
Mahkemece, davalının icra takibine neden olan itirazından vazgeçmesi nedeniyle dava konusu kalmadığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına, davalının kusuru ile dava açılmasına neden olduğundan yargılama giderleri ile vekalet ücretinden sorumlu tutulmasına, ancak esas hakkında karar verilmediği için %40 inkar tazminatı verilmesine gerek olmadığına karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
İİK. nun 67 inci maddesinin 2 nci fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının, alacağını mahkemede dava ederek, haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötü niyetli itiraz etmiş bulunması da yasal koşullardan değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bunlardan ayrı; alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile Borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli sabit veya belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikte olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.
Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde likit olup mahkemece de dava açılmasına neden olduğu kabul edilen davalının yargılama sırasında itirazından vazgeçmesi nedeniyle davanın konusuz kalması icra inkar tazminatına hükmedilmesine engel değildir. Davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece yanlış değerlendirme sonucu bu istemin reddine karar verilmesi usule ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK. nun 438/7. maddesi gereğidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın hüküm başlıklı kısmının 1.bendinin sonuna takibe konu asıl alacak miktarı üzerinden hesaplanacak %40 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine sözlerinin karara yazılmasına, hükmün bu şekilde düzeltilerek ONANMASINA, 08.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy