(818 S. K. m. 535, 538) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacılar, karı koca olup birlikte konfeksiyon atölyesi çalıştırmakta iken piyasaya olan borçlarından dolayı makinelerinin haczedilmesi üzerine davalının makineleri hacizden kurtarmak için gerekli olan 700.000.000 TL'yi vermesi karşılığında işyerine ortak olması konusunda anlaştıklarını, 1999 Temmuz ayından itibaren kar ortağı olarak çalışmaya başladıklarını, ancak Aralık ayından sonra davacı Ayşe'nin rahatsızlığı nedeniyle iş yerine gidememeleri üzerine davalının işyerini 3 ay boyunca kendisinin işlettiğini, işyerinde çalışan kızlarını da işten kovduğunu, Cumhuriyet Savcılığına şikayette bulunduklarını, davalının iş yerindeki makineleri boşaltarak işyerini kapattığını, bir kısım makinelerin davalının evinde bulunduğunu ileri sürerek kendilerine ait makine ve teçhizatların aynen teslimine, olmadığı takdirde rayiç değerinin tazminine, davalının işyerini yalnız çalıştırdığı dönem için fazlası saklı 1.000.000.000 TL maddi tazminat, 1.000.000.000 TL manevi tazminatın tahsilini istemişlerdir.
Davalı, dükkanın kira borcu, işçi ücreti, vs giderlerinin kendisinin karşıladığını, davacıların işle ilgilerinin bulunmadığını, aralarında ortaklık ilişkisi olmadığını, makinelerin kendisine ait olduğunu, işyerinin sahibi olarak borca batık olması nedeniyle mevcut malları satıp borçları ödediğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, taraflar arasında adi ortaklık bulunduğu, bir kısım makinenin davalıya ait olduğu, davacıların kendilerine ait makine bedellerini isteyebileceği gerekçesiyle toplam 1.000.000.000 TL makine bedelinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, manevi tazminat şartları oluşmadığından bu kalem isteğin reddine, gelir kaybı istemi ispatlanamadığından reddine, davalıya ait olduğu anlaşılan makine bedelleri yönünden davanın reddine karar verilmiş; hüküm, her iki tarafça temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan tarafların sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekir.
2- Davacıların birlikte işlettikleri konfeksiyon atölyesinin mallarının haczedilmesi üzerine davalının malları hacizden kurtarmak için gerekli parayı davacılara vererek taraflar arasında adi ortaklık kurulduğu, ortaklığın bir süre birlikte işletilmesinden sonra davacılarının işyerine gelip gidememesi üzerine davalının idareci ortak olarak atölyeyi işletmeye başladığı, bir süre sonra işlerin kötüye gitmesi üzerine davalının dükkanı kapatarak bir kısım makine ve teçhizatı sattığı, bir kısmını da evinde bulundurduğu tarafların dosya içindeki beyanlarından, bilgi ve belgelerden ve özellikle davalının Üsküdar Asliye Ceza Mahkemesindeki beyanlarından anlaşılmakta olduğu gibi mahkemenin de kabulündedir. Davacılar eldeki davada makine bedeli, kar kaybı talebinde bulunmuş iseler de talep adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi istemi de içerir.
Adi ortaklığın ne şekilde sona ereceği B.K.nun 535. maddesinde, tasfiyenin nasıl ve kimler tarafından yapılacağı da 538 ve devamı maddelerinde gösterilmiştir. B.K.nun 535/7. madde ve bendi gereğince mahkemece adi ortaklığın feshine karar verildiğinde ortaklığın mal varlığının ne şekilde tasfiye edileceği karar yerinde gösterilmelidir. Tasfiyenin B.K.nun 538. ve devamı maddeleri gereğince yapılması için mahkemece öncelikle tarafların tasfiye hususunda anlaşıp anlaşamadıkları tespit edilmeli, tasfiyede anlaştıkları takdirde ona göre karar verilmelidir. Taraflar mevcut mal ve demirbaşların bölüşülmesinde ya da mal varlığının bir meblağ karşılığında diğerine bırakılmasında anlaşamadıkları takdirde mahkemece tayin oluşacak bir görevli marifetiyle bu malların satılmasına, öncelikle varsa ortaklığın borçlarının ödenmesine, bilahare ortaklardan her birinin ortaklığa verdiği avanslarla, ortaklık için yaptıkları masraflar hesaplanmalı ve her birinin şirketten olan alacağı düşüldükten sonra geriye bir şey kalır ise bu meblağın, var ise zararın payları oranında paylaştırılmasına karar verilmelidir.
Bu açıklamalar ışığında, davacı ortaklığın 2000 yılı Şubat ayında fiilen son bulduğunu ileri sürdüğüne göre şirketin bu tarihteki aktif pasif mal varlığının belirlenmesi, ortaklığı yöneten davalıdan ortaklık hesabını gösterir hesap istenmesi, bildirilen hesap sonucu tarafların uzlaşıp uzlaşamayacakları yönlerin araştırılması, hesap verilememesi halinde ortaklığa konu konfeksiyon atölyesinin gelir ve giderleri konusunda uzman bilirkişi kurulu marifetiyle inceleme yapılıp rapor alınması, tasfiyenin B.K.nun 538 ve devamı maddeleri gereğince bizzat mahkemece anılan maddelerdeki sıraya göre yaptırılması gerekir. Mahkemece bu konuda taraflardan tüm delilleri sorulup bu delilleri toplandıktan sonra ortaklığa ait malların belirlenmesi, öncelikle şirketin borçları var ise bu borçların ödenmesinden sonra ortaklardan her birinin şirkete yaptığı avanslarla şirket için yapılan masraflar ve sermayeleri iade olunduktan sonra kalan karın veya zararın bölüştürülmesi suretiyle tasfiyesinin tamamlanması gerekirken değinilen bu yönlerin göz ardı edilmesi sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenle tarafların sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın taraflar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde taraflara iadesine, 29.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy