(1086 S. K. m. 293)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali tescil veya tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı Şükrü Erayman avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat İdris Yolcu ile davacı vekili avukat Haki Demir'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalılardan Şükrü'nün kardeşi, Hatice'nin annesi olduğunu, davalı Şükrü'nün birlikte ortak oldukları dükkan için kendisinden habersiz 28.7.1993 tarihinde belediyeye verdiği dilekçe ile dükkanı anneleri olan Hatice'ye devrettiklerini bildirdiğini, davalı Şükrü' nün kendisinin vekili olmadığını, dilekçedeki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürerek, işyerinin yarı payının aynen teslimini, olmazsa bedelinin 29.7.1993 tarihinden faizi ile tahsilini istemiştir.
Davalılar, icra borçları nedeni ile ve davacının bilgisi doğrultusunda dükkanın annelerine devredildiğini, davalı Şükrü'nün davacının vekili olduğunu ve davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, Hatice hakkındaki davanın reddine, Şükrü için kabulüne, 27.328.840.000 TL.nın rapor tarihinden faizi ile Şükrü'den tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı Şükrü Eryaman tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki davalıların sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı, davalı Şükrü ile yarı yarıya pay sahibi olduğu dükkanın kendisinden habersiz Şükrü tarafından kendi payı da dahil olmak üzere belediyeye verilen dilekçe sonucu annesi olan davalıya devredildiğini, davalıyı vekil tayin etmediğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Davalı Şükrü davacının kendisini vekil tayin ettiğini ve vekaletnamesinin olduğunu, borçlardan kurtulmak amacı ile davacının bilgisi dahilinde annelerine devrin yapıldığını, vekaletnamelerin devirde gösterildiğini, belediyede imza atabilirsin demeleri üzerine davacının isminin altına imza attığını savunarak davanın reddini dilemiştir. Dosya içeriğinde davacı tarafından davalı Şükrü'yü vekil tayin ettiğine dair vekaletnamesinin olduğu ve davacı tarafından azledildiğine ilişkin bir iddianın ve azilnamenin olmadığı anlaşılmaktadır. Davalı davacının bilgisi ve onayı ile devrin yapıldığını bildirmekte ise de iddiasını yazılı delillerle kanıtlayamamış ise de davacı ile davalı Şükrü kardeş olup, Hatice de tarafların annesidir. HUMK 293/1 maddesi gereğince somut olayda tanıkla ispat mümkündür. Bu durumda davalılar savunmalarını ispat için tanık deliline dayanabilirler. Mahkemece davalılardan tanıkları sorulmalı, gerektiğinde yemin deliline dayanma hakları hatırlatılmalı, davacıdan da mukabil delilleri sorularak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda (1) bentte yazılı gerekçelerle davalıların sair temyiz itirazlarının reddine, (2) bentte açıklanan gerekçelerle temyiz olunan kararın davalılar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 400 YTL. duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 15.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy