(2004 S. K. m. 67) (406 S. K. Ek m. 18)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, evinde kurulu bulunan abonesi olduğu telefon için normal konuşma ücreti haricinde aylık abonman ücreti adı altında her ay 100 kontür, senede 1200 kontür ücretinin görüşme olup olmadığına bakılmaksızın tahsil edildiğini, 100 kontürden az yapılan konuşmalarda iadenin yapılmadığını, böylelikle haksız kazanç elde edildiğini ileri sürerek, aylık abonman ücreti alınmasına ilişkin işlemin iptal edilmesine, bugüne kadar ödemiş olduğu fazla miktarların da yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, abonelerden her ay aylık 100 kontür karşılığı abonman ücreti tahsil edildiğini, kullanılmaması halinde izleyen aylarda mahsubu yapılmak üzere yıl sonuna kadar aktarıldığını, toplam telefon abonesinin %30'a varan bir kesiminin aylık abonman limiti kadar dahi görüşme yapmadığını, bu nedenle böyle bir uygulamanın zorunlu olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, aylık 100 kontür sabit ücret alınmasına ilişkin davalı işleminin, hizmet karşılığı olmadığı kabul edilerek iptaline, konuşma yapılmadığı halde ödenen 32.786.500.000 TL'nın da dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Mayıs 2001 tarihli Telefon Hizmetleri Yönetmeliğinin 19. maddesi ile kabul edilen aylık abonman ücreti uygulamasında, abonelere aylık 100 kontür konuşma hakkı tanınmakta, 100 kontürün kullanılmaması halinde, kullanılmamış olan kontür hakkı takip eden aylarda mahsubu yapılmak üzere yıl sonuna kadar aktarılmakta olup, bir sonraki yıla ise aktarılmamaktadır. Davacı, davalının abonman ücreti adı altında başlattığı bu uygulamanın iptalini, fazladan ödediği bedellerin de iadesini istemiştir. 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu'nun ek 18. maddesinin 4502 sayılı kanunun 12. maddesi ile eklenen son fıkrasında Bir iş ve hizmetin karşılığı olarak alınan ücret, abonman ücreti, sabit ücret, konuşma ücreti, hat kirası ve benzeri kira , ücretler ve bunlar gibi değişik ücret kalemlerinden birisi veya birkaçı olarak tesbit edilebilir. denilmektedir. Buna göre belirlenecek ücretin temel koşulu, bir iş veya hizmetin karşılığı olmasıdır. O halde, abonman ücreti adı altında alınan ücretin, bir iş veya hizmetin karşılığı olup olmadığının belirlenmesi gereklidir.
Aylık abonman ücreti olarak tanımlanan ücret, görüşme zamanları dışında oluşan bilgi alışverişi hizmeti karşılığı olarak belirlenen ve alınan ücrettir. Bir başka anlatım ile aboneler, transmisyon yollarını sadece görüşme amacı ile kullanmazlar. Telekomünikasyon ücretlendirmesinde de görüşme süreci ve görüşme dışı bilgilendirme ve bilgilendirme işlevleri, ayrı ayrı ücretlendirilir. Aylık abonman ücretinin her aboneden eşit bedel halinde alınmasının zorunluluğu şu şekilde de izah edilebilir. Aylık abonman ücretinin alınmadığını varsayarsak, arama yapmamış olan abone hiçbir ücret ödemeyecektir. Ancak sistem o aboneye, arandığında konuşma hakkı verecektir. Yine aynı abone, karşı abone ile anlaşarak, karşı tarafa numarasını gönderip, konuşmadan bilgi verebilecek ve yine hiçbir ücret ödemeyecektir. Arama yapmayan ve kendisi arandığında konuşan abonenin hiçbir ücret ödememesi, aboneler arasında adaletsizliğe de yol açacaktır. Oysa abone herhangi bir görüşme yapmasa bile, zaman ayrımı yapmaksızın sistem ona senede 365 gün ve 24 saat görüşme yapma imkanını seferber etmektedir. Bu tür bir işlevin yapılması, bir enerji tüketimini, teknik donanımın bakım ve yönetimi ile personel çalıştırılmasını gerektirir ki, bu da bir hizmet olarak değerlendirilmelidir. O halde mahkemece, açıklanan bu hususlar nazara alınarak abonman ücreti alınmasına ilişkin bu uygulamanın bir hizmet karşılığı olduğu kabul edilerek, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde abonman ücretinin bir hizmet karşılığı olmadığından bahisle davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 17.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy