(818 S. K. m. 249, 272)
Taraflar arasındaki kiranın uyarlanması ve alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içerisinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı, davalı hazineye ilişkin Edremit Avcılar Köyünde bulunan maden suyu kaynaklarının işletilmesi ile ilgili ihaleye katıldığını, en iyi teklifi verdiği için kendisi ile sözleşme yapıldığını, ihale şartnamesinde maden suyu debisinin 1,2 lt/sn olarak belirtildiğini, maden suyu işletilmesinin ruhsata bağlı olduğu için ruhsat işlemleri sırasındaki 16.6.1998 günlü ön rapor ve gerekse sonraki ölçümlerde ve işletme ruhsatında maden suyu debisinin 0,6 lt/sn olduğunun tesbit edildiğini, davalının düzenlediği resmi belge ve ihale şartnamesinde belirtilen miktara itimat ettiği için geçmiş dönem kira bedellerinin sözleşmeye uygun olarak ödendiğini, ancak maden suyu debisinin sözleşmede belirtilen miktarda olmadığı için ödemelerin fahiş olduğunu, buna davalının kusurlu davranışının sebebiyet verdiğini gereksiz masraflar yapıldığını ileri sürerek 51.706.083.000 TL fazla ödenen kira ve 61.457.235.000 TL. faizi olmak üzere toplam 113.163.318.000 TL.nin faizi ile tahsilini sözleşmedeki kira bedelinin 0,6 lt/sn miktarına göre uyarlanmasını istemiştir.
Davalı hazine vekili, davacının talep ve müracaatı üzerine sözleşme yapıldığını, madensuyu debisinin değişebileceğini davacının öngörmesi ve basiretli bir tacir gibi davranması gerektiğini, bir yıllık hakdüşürücü sürenin geçtiğini belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacıya 17.04.1997 gününde teslimi yapılan maden suyu debisinin 1,2 lt/sn belirtilmesine rağmen 0,6 lt/sn olduğunun tesbit edildiği, ancak davacının bu durumu 16.06.1998 günlü rapor ile öğrenmesine rağmen derhal bir ihbarda bulunup dava açmadığı, BK.nun 207. maddesinde belirtilen bir senelik sürede davanın açılmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Edremit Avcılar Köyünde bulunan madensuyu işletme sahasının yapılan ihale sonunda 10 yıl süre ile davacıya kiralandığı gerek, 11.4.1997 günlü kira sözleşmesi ve gerekse eki şartnamede maden suyu debisinin 1,2 lt/sn olarak belirtildiği, hatta, 17.4.1997 günlü yer teslimi tutanağında da maden suyu debisinin yine 1,2 lt/sn olarak gösterildiği anlaşılmaktadır. Davacı, maden suyu işletilmesinin ayrıca ruhsata bağlı olduğunu 10.2.2000 gününde ruhsat alınabildiğini, ruhsat ile ilgili yapılan madensuyu debisinin 0.6 lt/sn olduğunun anlaşıldığını belirterek fazla ödenen kira parasının istirdadı ile sözleşmenin kira bedeli ile ilgili bölümünün uyarlanmasını istemektedir. Bu haliyle taraflar arasındaki uyuşmazlığın hasılat kirasına ait sözleşmeden kaynaklandığı açık ve belirgindir. BK.nun hasılat kirası ile ilgili kiralayanın borçlarını düzenleyen 272. maddesinde; kiralayan, birlikte kiralanmış menkul şeyler varsa bunlar dahi olduğu durumda kiralananı akitten maksut olan kullanmağa ve işletmeye salih bir durumda kiracıya teslim ile mükelleftir. Bu borcun ifa edilmemesi halinde, adi kira hakkındaki hükümler tatbik olunur hükümü getirilmiştir. Atıfta bulunulan aynı kanunun 249. maddesinde ise; kiralayan, kiralananı akidden maksut olan kullanmağa salih bir durumda kiracıya teslim etmek ve kira müddeti zarfında bu durumda bulundurmak ile mükelleftir. Kiralanan, akitten maksut olan kullanmayı mümkün olmayacak yahut intifa ehemmiyetli surette azaltacak bir durumda teslim olunursa kiracı akdi feshe yahut ücretten münasip bir miktarın tenzilini istemeyi selahiyattardır biçiminde düzenleme yapılmıştır.
Her ne kadar sözleşmede madensuyu debisinin 1,2 lt/sn olarak belirtildiği halde, madensuyu işletilmesinin ayrıca ruhsata tabi olduğu, belirli bir alt yapı hizmetlerini gerektirdiği dosya kapsamından anlaşılmakta olup, işletme ruhsatının 10.2.2000 gününde alındığı ve davalı yetkililerinin de hazır bulunduğu 7.7.2000 günlü tutanak ile fili işletmeye geçildiği görülmektedir. Daha sonra davacının 18.5.2001 gününde sözleşme koşullarının gözden geçirilmesi için davalıya başvurduğu, sonuç alınamayınca idari yargıya dava açtığı, davasının görev yönünden red edilmesi üzerine de bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Gerek madensuyu işletme ruhsatı için yapılan incelemeler sırasında ve gerekse yargılama sürecinde alınan bilirkişi raporlarında madensuyu debisinin 0.6 lt/sn civarında olduğu açıklığa kavuşmuştur. Her ne kadar kira sözleşmesinin özel şartlar bölümünde, madensuyu debisinde bir artış olduğu takdirde kiracının artan miktar ile ilgili ayrıca bir bedel ödeyeceği kararlaştırılmış olup, azalma haliyle ilgili bir düzenleme getirilmemiş ise de, aksinin kabulü edimler arasındaki menfaatler dengesini bozacağı gibi, BK.nun yukarda belirtilen 272 ve 249. maddelerindeki düzenlemeler ve madensuyu debisinin 1,2 lt/sn yerine 0,6 lt/sn olması karşısında, kiralanan şeyden intifa ehemmiyetli biçimde azaldığından davacının ücretten münasip bir miktarın tenzilini istemeye hakkı olduğunun kabulü gerekir. Kaldı ki, maden suyu işletme ruhsatı için gerekli prosedür içerisinde alınan 16.06.1998 günlü ön raporun davacıya tebliğ edildiği de sabit olmadığı gibi yukarda açıklanan kanuni düzenlemeler karşısında sonucu da etkili değildir. On yıl gibi uzunca süreli bir kira sözleşmesi olduğu dikkate alındığında davacıdan buna katlanması da beklenemez. Böyle olunca, mahkemece, davacıya debisi 1,2 lt/sn olarak teslimi yapılan işletmedeki madensuyu debisinin daha az olması ve dolayısıyla davacının faydalanmadan istifadesinin ehemmiyetli surette azaldığı kabul edilerek sözleşmede kararlaştırılan ücretin, maden suyu debisinin 1,2 lt/sn miktarına göre belirlendiği nazara alındığında, dava tarihindeki fiili duruma göre hak ve nesafet kuralları da gözönünde tutularak kiranın bir miktarının tenkisi cihetine gidilmesi bu hususta gerektiğinde bilirkişi raporu alınarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm tesisi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
Yukarda 1 no.lu bentte yazılı sebeplerle davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 no.lu bentte açıklanan sebeplerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istem halinde iadesine, 30.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy