(2886 S. K. m. 31, 53) (1050 S. K. m. 64)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, Emniyet Genel Müdürlüğünün akaryakıt ihtiyacı için açtığı ihaleye katıldığını ve ihalenin kendi üzerinde kaldığını, karar pulunun yatırılmasının istenilmesi üzerine 7.361.320.000 lira karar pulu bedelinin 7.3.2002 tarihli makbuzla yatırdığını, ancak daha sonra Maliye Bakanlığının vize etmemesi üzerine ihalenin idarece iptal edildiğini, ihalenin iptal edilmesinde bir kusurunun bulunmadığını, talep edilmesine rağmen ödenen karar pulu bedelinin iade edilmediğini idarenin sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek karar pulu bedelinin istirdadını talep etmiştir.
Davalılar cevabında, zamanaşımının dolduğunu, aynı konuda vergi mahkemesinde derdest dava bulunduğunu, yüklenicinin iradesi dışında ihale iptal edilse bile alınan karar nedeniyle karar pulu bedelinin tahakkuk ettiğini ve geri istenemeyeceğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, derdestlik ve zamanaşımı savunması red edildikten sonra, Maliye Bakanlığınca vize edilmemesi nedeniyle sözleşme ilişkisi nedeniyle ödenen karar pulunun sebepsiz kalması karşısında davalı İçişleri Bakanlığının karar pulu bedelini iade etmesi gerektiği, ancak vergi tahakkukunun 488 sayılı Damga Vergisi kanunu gereğince yapılmış olup, Maliye Bakanlığı yönünden sebepsiz zenginleşme teşkil etmediği gerekçesi ile davanın İçişleri Bakanlığı yönünden kabulüne, Maliye Bakanlığı yönünden reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı İçişleri Bakanlığı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davacı, Davalı İçişleri Bakanlığının akaryakıt temini için açtığı ihaleye katıldığını, ihalenin kendisi üzerinde kaldığını, ihale şartnamesi gereğine karar pulu bedelini ödediğini, ne var ki, diğer davalı Maliye Bakanlığının vize etmemesi üzerine ihalenin iptal edildiğini belirterek ödediği damga vergisinin tahsilini istemiştir. Davalı idarenin ihtiyacı için akaryakıt alım işinin 2886 Sayılı Devlet İhale Kanunu'na göre yapılacağı, anılan Yasanın 31 ve 53. maddeleri gereğince ihalenin sözleşmeye bağlanması zorunlu olduğu gibi, ihale bedeli itibariyle 1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanunun 64. maddesi gereğince sözleşme tasarısının Maliye Bakanlığınca vize edilmesi gerektiği açık ve belirgindir Yani, Maliye Bakanlığının vizesi ile sözleşmenin tekemmül edeceği ortadadır. Hal böyle olunca, sözleşme hazırlığı aşamasındaki idarenin eylem ve kusurdan doğduğu iddia olunan uyuşmazlıkların ise idari yargıda çözümlenmesi gerektiğinin kabulü gerekir. Yargıtay uygulaması da bu yöndedir. Her ne kadar Dairemizin 7.7.2003 tarih ve 2003/5058-9314 sayılı kararı emsal gösterilmiş ise de, son zamanlardaki Yargıtay uygulamasına ters düşen bu kararın emsal olarak kabulüne olanak görülmemiştir. Bu durum karşısında mahkemece, dava dilekçesinin görev nedeniyle reddine karar vermek gerekirken, yazılı şeklide hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2- Bozma şekil ve sebebine göre tarafların sair temyiz itirazlarının şimdilik incelemesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Hükmün davacı ve davalı İçişleri Bakanlığı yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte yazılı nedenlerle tarafların sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde davacıya iadesine, 27.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy