(1086 S. K. m. 45)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı Sulhiye Tanrıverdi gelmiş, diğer taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı ile aralarında taşınmaz satımına yönelik harici sözleşme düzenlendiğini, taşınmazın yapılıp teslim edilmediği halde satım bedeli karşılığı verilen bononun icra takibine konduğunu, davalı hakkında dolandırıcılıktan dava açıldığını, senetten dolayı borcu olmadığını ileri sürerek senedin ve icra takibinin iptaline, %40 tazminat ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacıya kooperatif hissesini devrettiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece verilen kesin süre içerisinde ara kararı gereği yerine getirilmediğinden kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalının edimini yerine getirmediğini, bedelsiz senedi icra takibine koyduğunu, takibe itirazın İcra Tetkik Merciinde yargılamayı gerektirdiğinden reddedildiğini, Cumhuriyet Savcılığına davalı hakkında dolandırıcılık suçundan dava açıldığını iddia etmiştir. Söke Cumhuriyet Savcılığının 20.10.2003 tarihli iddianamesi ile dava konusu olay nedeniyle davalı hakkında TCK.nun 503/1 maddesi uyarınca dava açılmış, Söke 2. Asliye Ceza Mahkemesi 2004/782 esas da yargılamanın devam ettiği anlaşılmıştır. Ceza davasında verilecek karar bu davanın sonucunu etkileyecek niteliktedir. Mahkemece ceza davasının sonucu beklenerek, davacı ve davalının tüm delilleri toplandıktan sonra işin esası incelenerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanlış değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 26.1.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy