(4822 S. K. m. Geç. 1)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı banka, davalıların kullandıkları krediyi geri ödemedikleri gibi aleyhlerine yapılan icra takibine de kötü niyetli olarak itiraz ettiklerini ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı, 2002 yılındaki krizden dolayı borcunu ödeyemediğini, yapılan icra takibinde fahiş faiz uygulandığından itiraz ettiğini, kendisinin 4822 sayılı yasadan istifade için başvurusu bulunduğunu savunmuştur.
Mahkemece, davalının 4822 sayılı yasadan istifade ettirilmesi gerektiği, davacı bankanın çıkarttığı hesaba göre davalının 8.893.399.356 TL. borcu bulunup davalı bunun 3.500.000.000 TL. lık kısmını icrada kabul ettiğine göre bunun tenzilinden sonra banka alacağının 5.393.399.354 TL. olduğu gerekçesi ile "davalının kısmi itirazının iptali ile takibin bu miktardan devamına, (kabul edilen hariç) Bu borcun 449.449.946 TL.lık birer aylık 12 eşit taksitle davalıdan tahsiline ziyade talebin reddine taksitlerden birinin ödenmemesi halinde temerrüt faizinin %66,6 olarak uygulanmasına.." karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dava davalının davacı bankadan aldığı kredi kartının kullanımından doğan borçlarını ödeyememesi nedeniyle aleyhine yapılan icra takibine yapmış olduğu itirazının iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatına karar verilmesi talebiyle açılmıştır. Davalını 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinin yürürlüğe girmesinden önce temerrüde düştüğü ve davalının yasal süre içerisinde bu yasa hükmünden yararlanmak için davacı bankaya başvurduğu ihtilafsızdır. Bu durumda davalının söz konusu yasa hükmünden yararlandırılması gerekir. Esasen davacı banka davalının bu başvurusunu kabul ederek ödeme planı yaptıklarını ve telgrafla bunu davalıya bildirdiklerini, ancak davalının, bu ödeme planına uymadığına ve bu yüzden davalının bu yasadan faydalanma hakkını kaybettiğini bu nedenle aleyhine icra takibi yaptıklarını savunmaktadır. Davalı 26.6.2003 tarihinde aleyhine başlatılan icra takibine kendisinin borcunun 3.500.000.000 TL. ile buna söz konusu yasaya göre işletilecek faiz kadar olduğu bunun üzerinde borcu bulunmadığı ve borcun yasa hükmüne göre taksitlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle itiraz etmiştir. Davacı bankanın davalının söz konusu yasa hükmünden yararlanma hakkının kalmadığı iddiası doğru değildir. Davalının söz konusu yasa hükmünden yararlanmak için bankaya yasal sürede müracaat ettiği anlaşılmaktadır. Öyleyse söz konusu yasa hükmünden yararlandırılması gerekir. Davacı bankaca davalının söz konusu yasa hükmünden yararlandırılması suretiyle tespit edilecek borcunun başvuru tarihinden itibaren aylık 12 eşit taksitle tahsili için icra takibi yapılması gerekirken buna uygun olmayan şekilde icra takibi yapıldığından davalının icra takibine itirazı kısmen haklı olmaktadır. Bu durumda mahkemece yapılacak iş 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesine göre davalının temerrüt tarihindeki ana para borcu; asıl alacağa akdi faiz ilavesi ile saptanıp, buna temerrüt tarihinden, davalının bankaya başvuru tarihine kadar %50 faiz uygulanmak suretiyle toplam borç hesaplanarak ve BSMV ilavesi ile bulunacak paranın icra takibiyle 12 eşit taksitle davalıdan talep edilip edilmediğini denetlemek, davalının itiraz ettiği kısımda göz önünde bulundurulup saptanacak borcun belirtildiği şekilde tahsiline imkan verecek şekilde hüküm kurmaktan ibarettir. Mahkemece buna uyulmadan yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bent uyarınca temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 22.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy