(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalının dava dışı K. atmacanın 1264 parsel numaralı taşınmazda 1/2 şer oranında hissedar bulunduklarını, K.'ın anılan taşınmazdaki hissesini tapuda dava dışı H. Çetinkayaya satıp teslim ettiğini, davalının da aynı yerdeki bakiye 1/2 hissesini 26.10.2002 tarihli harici sözleşme ile kendisine sattığını, satış bedeline karşılık 4000 USD meblağlı bir senet verdiğini, davalının tapuda devre yanaşmadığını, buna rağmen aldığı senedi icra takibe koyduğunu ileri sürerek borçsuzluğunun tespitine, takibin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, 1/2 oranındaki hissesi kendisine ait bulunan 1264 parsel numaralı taşınmazın diğer paydaşı dava dışı K.'ın kendisine haber vermeden bu taşınmazdaki hissesini davacının kardeşi olan dava dışı H. Çetinyaya'ya tapuda satıp teslim ettiğini, kendisinin de H. Çetinkaya'ya karşı şufa davası açtığını, bunun üzerine davacının açılan şufa davasından vazgeçilmesi için 2500 USD kendisine ait bakiye 1/2 hisse içinde 1500 USD ödemeyi teklif ettiğini, anlaşarak sözleşme imzaladıklarını, sözleşme gereğince taşınmazı üzerindeki binaları ile birlikte davacıya teslim ettiğini, davacının kardeşi H.'e karşı açtığı şufa davasından vazgeçtiğini, davacıdan 4000 USD lik senet aldığını, davacının senet bedelini ödemediği gibi, senet vade tarihine kadar sözleşme gereğince binanın kullanılması nedeniyle ödenmesi gereken 1250 USD kira parasının da ödenmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesi istemiş, 12.2.2004 tarihinde açıp bu dava ile birleşen ilk davasında aralarındaki sözleşme gereğince ödenmesi gereken kira alacağı yönünden davacı birleşen davanın davalısına karşı takipte bulunduğunu, takibe itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline %40 tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiş; 4.5.2004 tarihinde açtığı ikinci birleşen davasında da davacı birleşen davanın davalısının kardeşi H.'e karşı açtığı şufa davasından vazgeçtiği için kendisine 1.820.000.000 TL. ödenmesi gerektiğini ileri sürerek bu paranın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davada her iki tarafın da dayandığı 26.10.2002 tarihli haricen düzenlenmiş bulunan sözleşmenin asıl amacının tapulu taşınmazın satımına yönelik olduğu ve bu yönüyle geçersiz bulunduğu, geçersiz sözleşmeye konulan diğer şartların da hüküm ifade etmeyeceği ve geçersiz bulunduğu ayrıca davalı karşı davacının davasından vazgeçmediği, anılan davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği gerekçe gösterilerek asıl davanın kabulüne birleşen her iki davanın da reddine karar verilmiş; hüküm, davalı - birleşen davaların davacıları tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı karşı davacının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Tapuda davalı-karşı davacı adına kayıtlı olup, taraflar arasında 26.10.2002 tarihli sözleşme ile harici satışa konu edilen ev, dükkan ve besi damı gibi taşınmazların 1.9.2000 tarihinden beri davacı karşı davalı zilyetliğinde bulunduğunda ve yine bu sözleşmeye konu 4.000 USD tutarındaki davacı karşı davalı tarafından tanzim edilip, davalı karşı davacıya verilen bononun tahsil edilmediğinde ihtilaf yoktur.
İhtilaf, davacı karşı davalının bu yerleri kullanmasından dolayı davalı karşı davacıya kira bedeli ödeyip ödemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Taraflar arasında düzenlenen ve az yukarıda açıklanan harici sözleşmenin 1 ve 2. maddesinde tapuda davalı karşı davacı adına kayıtlı olan taşınmazların satış bedeli ve davalı karşı davacının açtığı şufa davasından vazgeçmesi karşılığı olarak 1.9.2003 tarihinde ödenmek üzere kendisine 4.000 USD tutarında senet verildiği hükme bağlandıktan sonra, aynı sözleşmenin üçüncü maddesinde de bu taşınmazların bono vade tarihine kadar üç tam yıl kullanılması karşılığı yani kira bedeli olarak (4000 USD. nin dışında) 1.125 USD ödeneceği kararlaştırılmıştır.
Sözleşmenin bu hükmü tapulu taşınmazın haricen satımına ilişkin hükümden tamamen bağımsız olup, anılan taşınmazların kira bedeline ilişkin olarak getirilen bir düzenlemedir. Başka bir anlatımla davacı karşı davalı hiçbir bedeli ödemeksizin bu yerleri üç yıl süre ile kullandığından kararlaştırılan kira bedelini ödemek zorundadır ve sözleşmenin bu hükmü tapulu taşınmazın harici satımının feri si niteliğinde değildir. Mahkemenin bu hususu göz ardı ederek, davalı karşı davacının talebini tümden reddetmiş bulunması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda birinci bentte belirtilen nedenle diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte belirtilen nedenlerle temyiz olunan kararın davalı karşı davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 19.04.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy