(1086 S. K. m. 344)
Dava: Taraflar arasındaki maddi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı gelmiş diğer taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacılar, davalıdan fıstık tohumu satın aldıklarını, tohum bedeli karşılığında senet verdiklerini, ektikleri tohumun %50 oranında çimlenmediğini ileri sürerek ayıplı tohum nedeniyle uğradıkları zarar olarak tespit edilen 10.921.198.000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, davacılara tohum satmadığını, aralarında akti ilişki bulunmadığını, sadece davalılara tohum alabilecekleri yer gösterdiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, tanık beyanlarına dayanılarak taraflar arasında satım ilişkisi bulunduğunun kabulü ile davacıların zararı olarak tespit edilen 6.299.642.626 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmiş; hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar alım satım hukuki ilişkisine dayanmış, davalı ise satım ilişkisini inkar etmiştir. Davacılar, satım hukuki ilişkisini yasal delilerle kanıtlamak zorundadır. Bu ilişkiyi ispat edecek her hangi bir yazılı delil ibraz edememişlerdir.
Olayda, mahiyeti ve miktarı itibarıyla tanık dinlenemez. Dinlenen tanık bayanlarına da itibar edilerek hüküm kurulamaz. Ne var ki davacılar, dava dilekçesinde "sair her türlü delil" demek suretiyle yemin deliline dayanmışlardır. Davacıların davalıya bir yemin teklif etme hakkı olduğu hatırlatılarak, hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken mahkemece aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm tesis usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Kabule göre karar başlığında dava tarihinin 18.9.2002 yerine 18.9.2004 olarak yazılması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan gerekçe ile temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 400 YTL. duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya iadesine, 22.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy