(818 S. K. m. 161)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalıya bağlı yurt müdürlüğü ile 31.1.2003 başlangıç tarihli yüksek gerilim işletme sorumluluğu hizmet sözleşmesi yaptıklarını, davalının hiçbir neden göstermeden sözleşmeyi 26.2.2003 tarihinde haksız şekilde feshettiğini, sözleşmenin 10. maddesi gereğince haksız fesih nedeni ile dönem sonuna kadar olan toplam ücret alacağını ödemesi gerektiğini ileri sürerek, 1.628.000.000 TL.nın ve KDV.nin fesih tarihinden faizi ile ödetilmesini istemiştir.
Davalı, TEDAŞ'ın yazısı gereği kuvvetli akım tesisleri yönetmeliği gereğince zorunlu olarak sözleşme yapıldığını ancak sonraki tarihli yazısı ile tesiste yönetmelik gereğince sözleşme yapmanın zorunlu olmadığının bildirildiğini, ayrıca davacının sözleşme gereğince yükümlülüklerini de yerine getirmediğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı mühendis ile davalı arasında yapılan 31.1.2003 tarihli yüksek gerilim tesisleri işletme sorumluluğu hizmet sözleşmesinin 10. maddesinde sözleşmenin feshini gerektirecek nedenler tek tek sayılmış ve son paragrafta ancak sıralanan bu durumlar söz konusu olmamasına rağmen işverenin tek taraflı olarak sözleşmeyi feshi durumunda işveren bu sözleşme döneminin bitimine kadar ödeyeceği ücreti peşinen ödemek zorundadır hükmü getirilmiştir. Davalı tarafından davacının sözleşmenin gereğini yerine getirmediğine ilişkin somut deliller sunulamamış olup, sözleşmenin haksız fesih edildiğinin kabulü gerekir Ancak, tarafların sözleşmede kararlaştırdıkları bu tazminat mahiyeti itibariyle sözleşmeye aykırı davranışı, engellemek amacı ile konulmuş cezai bir müeyyide yani cezai şarttır. Bu nedenle, mahkemece B.K.nun 161/son maddesi gereğince cezai şart olarak hükmedilen bu miktarın fahiş olup olmadığı tartışılmalıdır. Hakimin aşırı gördüğü cezaları indirmekle görevli olduğu B.K.nun 161. maddesinin 3. fıkrasında apaçık belirtilmiştir. Kararlaştırılan ceza koşulunun aşırı olup olmadığını belirlemede başvurulması gereken ölçüt önem taşır.
Şöyle ki; ceza koşulunun sözleşenler arasındaki ilişkiye uygun düşmeyecek ölçüde yüksek tutulması ve açıkça hakseverliğe aykırı bulunması durumunda, aşırılığın varlığı kabul edilmelidir. Böyle bir sonucun benimsenmesi için alacaklının asıl edimi yerine getirmesindeki çıkarı ile, ceza koşulu olarak saptanan miktar arasındaki oranın ve borçlunun borca aykırı davranmasındaki kusur derecesinin, borçlunun ekonomik durumunun gözönünde tutulması gerekir. Öte yandan alacaklının çıkarlarının hesabında, borçlunun ifa etmeme yüzünden sağlayacağı kazançlar da gözardı edilmemelidir. Alacaklının uğradığı zararların kapsamı üzerinde de durulmalıdır. Aşırılığın belirlenmesinde, ceza koşulunun borcun yerine getirilmesi için, borçlu üzerinde ruhsal bir baskı yaptığı da gözetilmeli, böyle bir baskının ortadan kalkmasına yol açacak biçimde indirimden kaçınılmalıdır.
Açıklanan hususlar nazara alındığında, işin niteliğine, sözleşmenin konusuna ve tarafların sıfatına göre, hüküm altına alınacak ceza miktarı hak, adalet ve nesafet kurallarına uygun olarak tesbit edilmelidir. Mahkemece, bu yönün gözetilmemesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Birinci bentte açıklanan nedenlerle, davacının tüm davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle, temyiz edilen kararın davalı yararına, BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 19.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy