(2004 S. K. m. 67) (4077 S. K. m. 10)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, dava dışı Özlem Un A.Ş.'ne kredi kullandırdığını, davalıların da kredi sözleşmesini müşterek ve müteselsil borçlu olarak imzaladıklarını, borcun ödenmediğini, girişilen icra takibine de itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptaline %40 tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar davanın reddini, %40 tazminatın tahsilini dilemişlerdir.
Mahkemece, bilirkişi raporu esas alınarak davalı Mustafa Sürücü yönünden 9.000.000.000 TL. asıl alacak ve 2.300.600.000 TL. işlemiş faiz yönünden diğer davalı Ahmet Çiğdem yönünden de 9.000.000.000 TL. asıl alacak ve 2.096.100.000 TL. işlemiş faiz yönünden itirazın iptaline ana paraya takip tarihinden itibaren %164.40 oranında temerrüt faizi ve %5 BSMV uygulanmasına %40 tazminatın tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm, davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı, davalıların müşterek borçlu ve müteselsil kefilliklerine dayanarak aynı ve tek bir borç nedeniyle talepte bulunmuştur. Mahkeme ise tahsilde tekerrür ve kargaşaya neden olacak bir şekilde her bir davalıyı kararda gösterildiği şekilde ayrı ayrı sorumlu tutmuştur. Oysaki bu davalılar yönünden tahsilde tekerrüre neden olmamak ve davalıların sorumlu olacakları miktar kararda gösterilmek suretiyle yalnızca bir karar verilmesi gerekirdi, bu hususun gözetilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
3- 4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı yasanın 10/f maddesi temerrüt faizinin akdi faizin %30'unu aşamayacağını öngörmüştür. Bu durumda mahkemece, anılan yasa hükmü göz önünde bulundurularak 4822 sayıyı yasanın yürürlüğe girdiği tarihten sonraki dönem için anılan yasa maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemiş olması doğru değildir. Bozmayı gerektirir.
4- Davalılar davada kendilerini vekil ile temsil ettirmişlerdir. Reddedilen miktar üzerinden davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda birinci bentte belirtilen nedenle davacının tüm, davalıların sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci, üçüncü ve dördüncü bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalılar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde davalıya iadesine, 27.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy