(1086 S. K. m. 388, 389)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, bir suçtan dolayı karakola getirildiğinde üzerindeki altınları davalıya verdiğini, sonradan geri alamadığını, ziynet eşyalarının aynen, olmadığı takdirde ise değerlerinin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuş, mahkemece davanın reddine ilişkin ilk hüküm, davalının temyizi üzerine dairemizce araştırmaya yönelik olarak bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda bu kez davanın kabulüne, kararda belirtilen eşyaların aynen, mümkün olmadığı takdirde ise ifa tarihindeki rayiç değerlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
HUMK'nun 388/son maddesi gereğince, mahkeme kararının hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Yine aynı kanunun 389 maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Temyize konu davada, hüküm kısmında adı geçen eşyaların aynen, mümkün olmadığı takdirde ise rayiç değerlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmişse de, eşyaların değerleri belirtilmediğinden karar bu haliyle infazda tereddüt yaratacak niteliktedir. O halde mahkemece, davalıdan aynen, olmadığı takdirde ise değerlerinin tahsiline karar verilen eşyaların, konusunda uzman bilirkişi tarafından belirlenecek rayiç değerlerinin de hüküm kısmında ayrı ayrı belirtilmesi gerekirken, yukarda anılan yasa maddeleri göz ardı edilerek eşyaların değerleri gösterilmeden infazda tereddüde yol açacak şekilde yazılı biçimde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle davalı tarafından temyiz edilen hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, 13.03.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy