(2004 S. K. m. 67) (1086 S. K. m. 382, 388, 389)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü:
Karar: Davacı, davalının alıp kullandığı kredi kartı borcunu ödemediğini ileri sürerek alacağının tahsili için başlattığı icra takibine vaki haksız itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Mahkemece verilen kısa kararda, hükmolunan itirazlı alacak üzerinden takdir olunan %40 icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine denildiği halde, sonradan yazılan gerekçeli kararda; itirazın mahiyetine göre inkar tazminatı takdirine yer olmadığına şeklinde hüküm kurulmak suretiyle kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmıştır. HUMK. nun 382-388 ve 389 maddeleri gereğince kısa karar ile gerekçeli kararın birbirine uygun olması zorunludur. Kararların farklı ve çelişkili olması mahkemelere olan güven ilkesini zedeler. Bu durumda, 10.4.1992 gün ve 1991/7 esas ve 1992/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da benimsendiği gibi, mahkemece, kısa karar ile bağlı kalınmaksızın, ancak, kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki giderilecek şekilde yeniden bir karar verilebilmesi için usul ve yasaya aykırı olan kararın bozulması gerekir.
2- Bozma şekil ve sebebine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, 2 nolu bentte yazılı nedenlerle, tarafların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 10.05.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy