(2004 S. K. m. 67) (4822 S. K. Geç. m. 1)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalının kredi kartı borcunu gönderilen kat ihtarnamesine rağmen ödemediğini, hakkında başlatılan icra takibine itiraz ettiğini, daha sonra da 4822 sayılı yasa hükümlerinden yararlanmak için başvurduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, %40 tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece, bilirkişi raporu esas alınarak 1.933.861.237 TL asıl alacak, 1.145.936.194 TL işlemiş faiz ve 57.96.808 TL BSMV yönünden itirazın iptaline, asıl alacağın takip tarihinden itibaren %116,3 temerrüt faizi ve %5 gider vergisi uygulanmak suretiyle takibin devamına karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan delillerden ve dosya kapsamından 4822 sayılı yasa yürürlüğe girmeden önce davacının 3.9.2002 tarihinde gönderdiği kat ihtarnamesi ile davalıyı temerrüde düşürdüğü, bunun akabinde de 13.1.2003 tarihinde ödenmeyen kredi kartı borcu nedeniyle hakkında takip başlattığı, bu arada 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinin yürürlüğe girmesinden sonra davalının anılan yasadan yararlanmak için davacıya tarihsiz dilekçesi ile başvurduğu, davacının peşin ödemenin 27.4.2003 tarihinde yapılacağını kabul ettiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar davalının verdiği dilekçesinde başvuru tarihi bulunmamakta ise de davacının anılan dilekçeyi kabul edip, işleme koyduğunun anlaşılmasına göre yapılan bu başvurunun 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinin öngördüğü 30 günlük süre içerisinde olduğunun kabulü zorunludur. Kaldı ki bu hususu davacı da zımnen kabul etmiştir. Hal böyle olunca davalı 4822 sayılı yasa hükümlerinden faydalanır. Öyle ise mahkemece, davalının temyiz dilekçesindeki kabulü de göz önünde bulundurularak dosya içerisindeki 15.6.2004 tarihli bilirkişi raporundaki 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesine göre (ikinci ihtimal olarak) yaptığı hesaplamanın esas alınıp bu doğrultuda hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, 26.04.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy