(1086 S. K. m. 382, 388, 389) (2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, çeşitli tarihlerde 63 adet veresiye fişi ile davalıya benzin sattığını, veresiye fişlerinde akdi faiz ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davalının kendi imzası veya onun adına imza atanların aldığı benzin bedellerini ödemediğini ileri sürerek alacağının tahsili için başlattığı icra takibine vaki itirazın iptaline, icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı ile alış verişinden doğan borcunun istenen kadar olmadığını, kendisi ve M. tarafından imzalanan fişler dışındaki fişler sebebiyle borçlu olmadığını, talep edilen aylık % 12 faizin fahiş olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 1.014.272.000.-TL'lik kısma yapılan itirazın reddine, takibin kaldığı yerden devamına, alacağa sözleşmedeki akdi faizin uygulanmasına karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Mahkemece verilen kararın gerekçe kısmında ...Alacağın davacı tarafından sözleşmeye maktu olarak konan % 12'lik aylık faiz miktarının fahiş olduğundan yasal faiz uygulanmasına ilişkin aşağıdaki hüküm oluşturulmuştur denildiği halde hüküm kısmında ..Alacağa sözleşmedeki akdi faizin uygulanmasına şeklinde yazılmıştır. Bu suretle hükmün gerekçe kısmı ile hüküm kısmı arasında çelişki yaratılmıştır. HUMK'nun 382-388 ve 389 maddeleri gereğince kararın gerekçesi ile hüküm sonucunun birbirine uygun olması zorunludur. Kararların farklı ve çelişkili olması mahkemelere olan güven ilkesini zedeler. Bu durumda, 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas ve 1992/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'nda da benimsendiği gibi, mahkemece, kısa karar ile bağlı kalınmaksızın, ancak gerekçe ile hüküm arasındaki çelişki giderilecek şekilde yeniden bir karar verilebilmesi için usul ve yasaya aykırı olan kararın bozulması gerekir.
2- Bozma şekil ve sebebine göre davalının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte yazılı nedenlerle, davalının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 09.03.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy