(818 S. K. m. 22, 61)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, noterde yapılan düzenleme şeklindeki 04.02.1994 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile dava konusu daireyi davalıdan satın aldığını, 160.000.000.-TL peşin ödediğini ancak taşınmazın devrinin verilmediğini, denkleştirici adalet ilkesi uygulanarak sözleşme tarihinde ödediği bedel nedeni ile 80.067.000.000.-TL'nın faiziyle tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile ödenen 160.000.000.-TL satış bedelinin denkleştirilerek ulaştığı değer olan 14.239.807.330.-TL'nın yasal faizi ile tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, dava konusu taşınmazı noterde yapılan düzenleme şeklindeki gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile 04.02.1994 tarihinde davalıdan satın almıştır. Davacı ile davalı arasında yapılan 04.02.1994 tarihli düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi, taraflarını bağlayan hukuken geçerli bir sözleşmedir. Sözleşme içeriğinden davacının, satış bedelinin tümünü davalıya ödediği, açıkça anlaşılmaktadır. Davalı satıcı sözleşmedeki edimlerini yerine getirmemiş, taraflar arasındaki Sarıyer 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2000/70 Esas, 2000/845 Karar sayılı meni müdahale davasının kesinleştiği 24.01.2002 tarihinde davalının edimini yerine getiremeyeceği kesinleşmiştir. O nedenle davacı 24.01.2002 tarih itibariyle ifanın imkansız hale geldiğini bilmektedir. Bu tarih itibariyle davacı dava konusu satıma konu dairenin rayiç bedelini davalıdan isteyebilir.
Davalı da bu bedeli ödemekle yükümlüdür. Ne var ki davacı denkleştirici adalet ilkesine göre talepte bulunmuştur. Bu durumda mahkemece davacının 24.01.2002 tarih itibari ile rayiç bedeli ve denkleştirici adalet ilkesine göre ne miktarda talepte bulunacağı belirlenerek rayiç değer miktarı, denkleştirici adalet ilkesine göre belirlenecek miktardan az ise davacının kazanılmış hakkı da gözetilerek rayiç değere, rayiç değer, denkleştirici adalet ilkesine göre belirlenecek miktardan fazla ise davacının talebi aşılmadan bu miktara karar verilmesi gerekirken, sadece TEFE oranları ile hesaplama yapan bilirkişi raporunu esas alarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 15.03.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy