(4822 S. K. Geç. m. 1)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı banka davalının kredi kartı borcunu ödemediğini 19.7.2001 tarihli ihtarname ile hesabın kat edilerek, alacağın tahsili için icra takibine girişildiğini, davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamını, davalının %40 oranında icra inkar tazminatı ile mahkumiyetine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden yararlanmak için 11.4.2003 tarihinde davacı bankaya başvuruda bulunduğunu, borcunun yasa kapsamında hesaplanması gerektiğini bildirerek, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, itirazın asıl alacak 2.041.520.842 TL. ve işleyen faiz 3.611.757.996 TL. üzerinden iptaline, takiplerin bu miktar üzerinden devamına, icra takip tarihinden itibaren ve asıl alacak üzerinden %166 oranında faiz yürütülmesine, davalı itirazında haksız ve kötü niyetli olduğundan asıl alacak üzerinden %40 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davalının kredi kartı borçlarının süresinde ödemeyerek temerrüde düştüğü ihtilafsız olup, davacı banka tarafından 19.7.2001 tarihli ihtarname ile hesap kat edildikten sonra 17.6.2002 tarihinde girişilen icra takibine vaki itiraz üzerine, itirazın iptali istemiyle bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Yargılama sırasında 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunda değişiklik yapan 4822 sayılı yasa yürürlüğe girmiş ve davalı da bu yasadan yararlanmak için 11.4.2003 tarihinde davacı bankaya başvurduğu dosyaya giren belgeden ve 15.10.2003 tarihli bankanın cevabı yazısından anlaşılmaktadır. Tüketicinin süresinde başvurusu olmak kaydı ile henüz kesinleşmemiş konusu menfi tespit itirazın iptali gibi derdest davalarda kredi kartı borçları ile ilgili olarak 4822 sayılı yasa hükümleri çerçevesinde davalının borcunun tespiti gerekir.
Somut olayımızda davalının 4822 sayılı yasanın yayımlanmasından önce davacı bankanın gönderdiği 19.7.2001 tarihli ihtarın davalıya 28.7.2001 tarihinde tebliğ edildiği ihtarda verilen bir günlük sürenin dolması ile 30.7.2001 tarihinde temerrüde düştüğü daha sonra davacının davalı hakkında icra takibine giriştiği vaki itiraz üzerine itirazın iptali davası açıldığı ve yargılama devam ederken davalının süresinde 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden yararlanmak için davalı bankaya başvurduğu anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca mahkemece davalının temerrüdünün oluştuğu 30.7.2001 tarihinden davalının davacı bankaya başvuru tarihi olan 11.4.2003 tarihine kadar geçecek süreye 4822 sayılı kanunun 1. maddesi gereğince %50 faiz uygulanması ve başvuru tarihindeki ödenmesi gereken miktar belirlendikten sonra bu ödemede yapılan ödemeler var ise her bir kart için ayrı ayrı bu ödemelerin düşülmesi ve bundan sonrada davalı tarafından yapılan icra takip, harç ve giderleriyle buna ilişkin vekalet ücreti, BSMV ilave edildikten sonra, bulunacak kart miktarlarının toplamının 12'ye bölünerek aylık ödeme tutarlarının da belirlenmesinden sonra davalının borcu Yargıtay denetimine uygun ve elverişli bilirkişi raporu ile saptanıp, hasıl alacak sonuca uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece hukuki nitelendirmede yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2- Davacı banka, davalıya verdiği kredi kartının kullanılmasından doğan borcun ödenmemesi nedeniyle itirazın iptali için bu davayı açmıştır. Yargılama sırasında kredi kartından doğan borçların tasfiyesi için çıkartılan 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesi gereğince davalı davacı bankaya başvuruda bulunmuştur. Yasa hükmüne göre itirazın iptali davasının bu niteliğini değiştirerek tespit davası niteliğini aldığının kabulü gerekir. Yasanın geçici 1. maddesinde bu tür davalarda icra inkar tazminatı ödeneceğine dair bir hüküm bulunmamaktadır. Davanın niteliği değiştiğine göre, mahkemece davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda 1 ve 2. bentte açıklanan nedenle davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 11.05.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy