(818 S. K. m. 84, 101) (4822 S. K. Geç. m. 1) (4077 S. K. m 23)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü.
Karar: Davacı, kredi kartı borcunu ödemeyen davalı borçlu Fatih ile diğer davalı ek kart hamili Mine'nin hesabının kat edilerek icra takibine başlandığını, davalıların takibe itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davalı Mine hakkındaki davanın ek kart hamili olup harcaması bulunmadığından reddine, diğer davalı Fatih hakkındaki davanın kabulü ile asıl alacak gecikme faizi ve BSMV olarak toplam 8.267.787.801 TL asıl alacağa son taksitin ödeme tarihi olan 26.4.2004 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile takibin devamına, bu davalının itiraz ettiği 4.696.205.931 TL üzerinden %40 inkar tazminatı alınmasına karar verilmiş; hüküm, davalılar Mine ve Fatih Poyrazoğlu tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı Mine Poyrazoğlu'nun tüm, diğer davalı Fatih Poyrazoğlu'nun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dava, davalının kredi kartından doğan borcunu ödememesi nedeniyle yapılan icra takibine vaki itirazın iptali talebiyle 30.7.2001 tarihinde açılmış olup yargılama devam ederken 4822 sayılı yasanın yürürlüğe girmesiyle, davalı da yasada öngörülen sürede 14.4.2003 tarihinde 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanabilmek amacıyla davacı bankaya başvurduğuna göre eldeki dava itirazın iptali davası niteliğini kaybetmiş ve bir tespit davası niteliğine dönüşmüştür.
Yasanın uygulamasında öncelikle temerrüt tarihinin belirlenmesi önemlidir. Kural olarak Borçlar Kanunu'nun 101. maddesine göre, kesin vadeli sözleşmelerde temerrüt tarihi sözleşmede belirtilen günün hitamı ile gerçekleşir. Banka tarafından gönderilen son hesap özetinde ödeme günü belirtilmekte ise de, bu ödeme gününde borcun tamamı değil belli bir kısmının ödenmesi gerektiği bildirildiğinden, borcun tamamının ödenmesi gerektiği bildirilmediğinden, kredi kartı borçları, Borçlar Kanunu'nun 101/2. maddesinde öngörülen, miktarı önceden belli olan kesin vadeli borç niteliğinde değildir. Bu nedenle kredi kartı borçlarında temerrüt tarihi bakımından, anılan maddenin uygulanması mümkün değildir. Kredi kartının bu özelliği nedeniyle, borçlunun temerrüdü, banka tarafından akdi ilişkinin sona erdirilip hesap kat edildikten sonra, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmiş ise, bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Banka tarafından kredi borçlusuna ihtarname gönderilmemiş ise, kredi borçlusunun gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen tarihte istenen asgari miktarı ödememesi nedeniyle, bu tarih itibariyle ödenmeyen kredi kartı borcu icra takibi aşamasına geldiğinden, bankaca hesabın kat edildiği tarih, şayet hesap kat edilmemiş ise, gönderilen son hesap ekstresindeki belirtilen ödeme tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü gerekir. Bu şekilde belirlenecek temerrüt tarihindeki, asıl alacak + akdi faizden oluşan ana alacağa, temerrüt tarihinden bankaya başvuru tarihine kadar yıllık %50 faiz uygulanacaktır. Bu biçimde oluşan toplam alacağa 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesi, icra takibi varsa tahsil harcı, icra masrafları, faizin vergisi ve avukatlık ücretini ortadan kaldırmadığından, asıl alacak ve akdi faizden oluşan ana para alacağına yıllık %50 gecikme faizi uygulandıktan sonra, Banka Sigorta Muamele Vergisi uygulanmak, varsa icra takibinde istenen miktarı geçmemek üzere tahsil harcı, icra masrafları, avukatlık ücreti ve faizin Banka Sigorta Muamele Vergisini borca ilave etmek, bankaya başvuru tarihine kadar borçlu tarafından yapılan ödemelerinde, Borçlar Kanunu'nun 84. maddesi nazara alınarak ödeme tarihi itibariyle borçtan (temerrüt tarihindeki ana paradan) mahsup edilmeli ve kalan toplam alacak tutarı 12 eşit takside bölünmelidir.
Somut olayda yukarıda açıklandığı üzere davalının toplam borcunun miktarı ve taksitlerinin belirlenmesi ile yetinilmesi gerekirken, yasa gereği durmuş olan icra takibinin davanın değişen niteliği de nazara alınmadan yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak devamına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
3- 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 23. maddesi gereğince Tüketici Mahkemeleri nezdinde tüketiciler tarafından açılan davalar her türlü resim ve harçtan muaftır. Kredi kartı alıp kullanan davalının da tüketici olduğu ve harçtan muaf olduğu gözetilmeden aleyhine harç yüklenmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: 1 nolu bentte açıklanan nedenle davalı Mine'nin tüm, diğer davalı Fatih'in sair temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı Fatih Poyrazoğlu lehine BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 17.05.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy