(4822 S. K. Geç. m. 1) (4077 S. K. m. 23) (2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü:
Karar: Davacı, davalıların ödemedikleri kredi kartına ait borçların tahsil edilebilmesi için icra takibi başlatıldığını, davalılardan Uğur'un borcun 2.500.000.000TL'lık bölümüne, diğer davalı Azra'nın ise borcun tamamına itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, %40 inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, Azra yönünden davanın reddine, Uğur yönünden itirazın kısmen iptaline ilişkin verilen ilk hüküm Yargıtay 19. Hukuk Dairesi tarafından, borçlunun 4822 sayılı Yasa gereğince başvurusunun bulunup bulunmadığı araştırılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinden bahisle bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davalı Azra hakkındaki davanın reddine, Uğur hakkındaki davanın ise kabulüne, 3.312.000.000TL asıl alacak, 5.544.704.821TL işlemiş faiz, 272.235.241 BSMV olmak üzere toplam 9.028.940.062TL asıl alacağa son taksidin ödeme tarihi olan 26.4.2004 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile takibin devamına, davalı Uğur'un haksız olarak itiraz ettiği 4.918.850.759TL'nın %40'ı oranında inkar tazminatının davalı Uğur'dan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davalı Uğur'un kredi kartı borcunu ödemeyerek 15.1.2001 tarihinde temerrüde düştüğü taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Davalı Uğur'un 14.4.2003 tarihli ihtar ile, 4822 sayılı yasadan yararlanmak istediğini belirten başvuruyu süresinde yaptığı, ödenmeyen kredi kartı borcu, icra takibi aşamasına geldiğinden, davada 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinin uygulanması gerektiği açık olup, mahkemenin de kabulündedir. Anılan Yasanın uygulanması bakımından borçlunun temerrüdü, banka tarafından akdi ilişkinin sona erdirilip hesap kat edildikten sonra, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmiş ise, bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Bu tarih itibariyle ödenmeyen kredi kartı borcu icra takibi aşamasına geldiğinden, bankaca hesabın kat edildiği tarih, şayet hesap kat edilmemiş ise, gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen ödeme tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü gereklidir. Bu şekilde belirlenecek temerrüt tarihindeki, asıl alacak + akdi faizden oluşan ana alacağa, temerrüt tarihinden bankaya başvuru tarihine kadar yıllık %50 faiz uygulanacaktır. Bu biçimde oluşan toplam alacağa da tahsil harcı, icra masrafları, avukatlık ücreti ve Banka Sigorta Muamele Vergisi eklenmeli, bankaya başvuru tarihine kadar borçlu tarafından yapılan ödemeler de Borçlar Kanunu'nun 84. maddesi nazara alınarak ödeme tarihi itibariyle borçtan (temerrüt tarihindeki ana paradan) mahsup edilmeli ve kalan toplam alacak tutarı 12 eşit takside bölünmelidir.
Davacının 4822 sayılı yasadan yararlanmak üzere süresinde başvurusu bulunduğuna göre mahkemece, az yukarıda açıklanan yöntemle temerrüt tarihi olan 15.1.2001 tarihindeki asıl alacak + akdi faizden oluşan ana para alacağına temerrüt tarihinden bankaya başvuru tarihine kadar yıllık %50 faiz uygulanması gerekirken, hükme esas alınan bilirkişi raporunda temerrüt tarihindeki alacağa, temerrüt tarihinden son taksidin ödenme tarihi olan 26.4.2004 tarihine kadar %50 faiz yürütülerek borcun tesbit edilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2- 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 23/2 maddesi gereğince, tüketici mahkemeleri nezdinde tüketiciler, tüketici örgütleri ve Bakanlıkça açılan davalar her türlü resim ve harçtan muaf olduğu gibi bu mahkemelerde tüketici aleyhine açılan davalar, tüketici aleyhine sonuçlandığında, tüketiciden harç alınmaz. Bu yasal düzenlemeye rağmen davalı tüketiciden harç alınmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
3- Davada 4822 sayılı Yasa gereğince borcun tesbiti söz konusu olup, şartları bulunmadığından davacının inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, davalıdan inkar tazminatının tahsiline karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
4- Takip miktarı 6.610.099.203TL olmasına rağmen mahkemece talebi aşar şekilde 9.028.940.062TL üzerinden takibin devamına karar verilmiş olması HUMK.nun 74. maddesine aykırı olup kabul şekli bakımından bozmayı gerektirir.
5- Öte yandan davalılardan Azra hakkında açılan dava reddedilmiş olup, davada kendisini vekille temsil ettiren davalı Azra yararına, dava miktarı üzerinden hesaplanacak nisbi ücreti vekalete hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde 300.000.000TL ücreti vekalete hükmedilmiş olması da kabul şekli bakımından ayrıca usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda 1, 2, 3, 4 ve 5 no'lu bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davalılar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 09.05.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy