(2918 S. K. m. 20) (1086 S. K. m. 76)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, ticari taksisini satarak aldığı iki minibüsü davalı Z. Y.'un sahibi olduğu B. Ltd. Şti.nde çalıştırdıklarını, daha sonra bu iki minibüsün satılarak, davacının arkadaşı Gülseren'in de katkılarıyla iki minibüs alıp trafikte davalı şirket adına tescil edildiğini, davalının kendisine kar payı vermediği gibi şirket adına tescil edilen ortak minibüslerin adına tesciline de muvafakat etmediğini belirterek, minibüslerin adına tesciline, olmadığı taktirde bedelinden şimdilik 2.000.000.000 TL ve kar payından 1.000.000.000 TL.nın tahsilini istemiş, 17.3.2004 tarihli ıslah dilekçesi ile de 4.605.000.000 TL.nin tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davacının ticari taksisini satıp aldığı iki minibüsü kendi adına tescil ettirip personel taşımacılığı yaptığını, 1997 yılında bu minibüsleri sattığını, şirket adına kayıtlı minibüslerde ortaklığın söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece 2918 sayılı yasanın 20/d maddesi gereğince trafikte kayıtlı aracın ortaklığının geçerli olması için noterde yapılması gerektiği, resmi sözleşme olmadığından adi ortaklığın geçersiz olduğu davacının ancak davalıya verdiklerini geri isteyebileceğini, araçların satın alınmasına ilişkin katkı payının tahsili ile ilgili bir talepte olmadığından davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Bir davada maddi vakaları bildirmek taraflara, ileri sürülen maddi vakıaların hukuki nitelendirmesini yapmak, uyuşmazlığa uygulanacak yasa maddelerini bulup uygulamak doğrudan hakimin görevidir (HUMK. nun 76. md). Davacı, davalı ile minibüs işletme ortaklığı kurduklarını, işletme ortaklığına alınan minibüslerin kendisine ait olduğunu iddia ile iki minibüsün adına tescilini, olmadığı takdirde bedelinin tahsili ile kar payının tahsilini istemektedir. Davacının dava dilekçesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde, işletme ortaklığının fesih ve tasfiyesi ile kar payının tahsilini içerdiği anlaşılmaktadır. Davacı işletme ortaklığının varlığını iddia etmekte, davalı ise ortaklığı inkar etmektedir. Mahkemece trafikte tescilli araçların ortaklığının resmi şekilde yapılmadığı gerekçesiyle ortaklık geçersiz kabul edilmişse de işletme ortaklığı sözleşmenin geçerliliği belli bir şekil şartına tabi değildir. Ancak ortaklığın varlığı davalı tarafça inkar edildiğine göre davacı, ortaklığın varlığını kesin delillerle kanıtlamalıdır. Kural olarak uyuşmazlığın miktar ve niteliği itibariyle açıkça bir muvafakat olmadıkça tanık dinlenilmesi mümkün değildir. Davalının bu konuda açık bir muvafakati da yoktur. Davacı iddiasını kanıtlayacak yasal deliller ibraz edememiştir. Ne varki davalı Z. Y. Çiftçiler, hazırlık soruşturması yapılırken poliste verdiği 19.8.1998 tarihli ifadesinde davacının ticari aracını satarak iki minibüs alıp şirkette çalıştırmaya başladıklarını, daha sonra iki araç daha aldıklarını az bir peşinat verdiklerini, bu araçların borcunu kendisinin ödediğini belirterek ortaklığın varlığını ikrar etmiştir. Bu ikrar mahkeme dışı olduğundan delil olarak kabul edilemez ise de, harici ikrarın konusu vakalar yan delillerle doğrulanırsa delil olarak kabul edilebilir. Harici ikrarın varlığı halinde tanık dinlenebilir. Mahkemece de taraf tanıkları dinlenmiştir. Öte yandan davalı, 14.11.2000 tarihli dilekçesinde, davacının ortak olduğunu iddia ettiği minibüslerin bedelinin H. Emir'den borç alınarak ödendiğini savunmuş ve borç ilişkisine dair 4300 dolarlık borç senedini ibraz etmiştir. Bu senette borçlu olarak davalı Z. Çiftçiler ile davalı E. Özcan'da görülmektedir. Bu durumda, davalının harici ikrarı, bu ikrarı doğrulayan tanık ifadeleri ve 24.6.1999 vadeli 4300 dolarlık borç senedi ve tüm dosya içeriğinden işletme ortaklığının varlığı sabit olmuştur. Mahkemece tarafların iddia ve savunmaları hakkında gösterdikleri delilleri incelemek ve bilirkişi incelemesi de yaptırılarak ortaklığın tasfiyesine, tarafların alacak ve borç miktarının tespiti ile tasfiye hesabının çıkarılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı lehine BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 30.05.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy