(4822 S. K. geçici m. 1)
Dava: Taraflar arasındaki 4822 sayılı kanunun geçici 1. maddesi gereğince borç miktarının tespiti davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü:
Karar: Davacı, kredi kartı borçlarını süresinde ödeyemediğini, 4822 sayılı yasadan yaralanmak üzere davalı bankaya başvurduğunu, ancak düzenlenen ödeme planının yasaya uygun olmadığını ileri sürerek, 4822 sayılı yasaya göre borcunun tespitini istemiştir.
Davalı banka, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, Davacının 4822 sayılı yasadan yararlanmak için usulüne uygun bir başvurusunun bulunduğunu, ancak davalı tarafından çıkarılan ödeme tablosunu tebliğ edip herhangi bir ödemede yapmadığından 4822 sayılı yasadan yararlanma hakkı ortadan kalkmış olduğundan talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Davacının, davalı bankadan aldığı kredi kartından doğan borçlarını ödemediği ve hakkında icra takibi yapıldığı, daha sonra 4822 sayılı yasanın yürürlüğe girmesi üzerine geçici 1. maddeden faydalanmak için davalı bankaya 3.4.2003 tarihinde başvuruda bulunduğu, bankanın çıkardığı hesap ve ödeme planının davacıya tebliğ edildiği, davacının çıkartılan hesap ve ödeme planına 15.4.2003 tarihinde itiraz ettiği, daha sonra bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece davacının, banka tarafından çıkartılan ödeme planına uymadığı, ödeme yapmadığı ve 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden yararlanma hakkını kaybettiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Davalı tarafından çıkartılan hesaba ve ödeme planına yani borca davacı itiraz ettiğine göre, çıkartılan hesap ve ödeme planı yasaya aykırı hesaplanıp düzenlenmiş ise davacı borçlunun bu ödeme planını kabulü kendisinden beklenemeyeceği gibi, bu ödeme planına uymaması yasadan yararlanma hakkını ortadan kaldırmaz. Böyle olunca bankanın çıkardığı ödeme planının denetlenmesi bu anlamda borcun yasaya göre hesaplanması gerekir. Mahkemece uzman bilirkişiden gerekçeli rapor alınıp denetlenmeli tüm deliller değerlendirilerek sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davacı yararına BOZULMASINA, 20.04.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy