(2004 S. K. m. 67) (4822 S. K. Geç. m. 1) (4077 S. K. m. 1) (818 S. K. m. 101)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü.
Karar: Davacı banka, davalının aldığı kredi kartı borcunu ödememesi nedeniyle, kredi kartı hesabının kat edilerek, takip başlatıldığını bildirerek takibe yapılan itirazın iptalini ve inkar tazminatına hükmolunmasını talep etmiştir.
Davalı, 4822 sayılı kanundan faydalanmak için 01.04.2003 tarihinde bankaya başvurduğunu ancak faydalandırılmadığını savunarak anılan yasa hükmüne göre borcunun tespitini talep etmiştir.
Mahkemece, itirazın iptaline, takibin devamına karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanabilmek için, her şeyden önce borcun kredi veren ile kredi kullanan tüketici arasında kredi kartı sözleşmesinin düzenlenmesi ve bu sözleşmeye dayanılarak verilen kredi kartı ile kredi müşterisinin alışveriş yapması veya nakit para çekmesinden kaynaklanmalıdır. Ayrıca kredi kartını kullanan tüketicinin, bu yasanın yayınlanmasından önce temerrüde düşmesi, ödenmeyen kredi kartı borcu nedeniyle hakkında icra takibi aşamasına gelinmesi veya icra takibi yapılması ve yasanın yayınlandığı tarihten itibaren 30 gün içinde kredi kartı veren kuruluşa yazılı başvurusunun bulunması gerekir.
Yasanın uygulamasında öncelikle temerrüt tarihinin belirlenmesi önemlidir. Kural olarak Borçlar Kanunu'nun 101. maddesine göre, kesin vadeli sözleşmelerde temerrüt tarihi sözleşmede belirtilen günün hitamı ile gerçekleşir. Banka tarafından gönderilen son hesap özetinde ödeme günü belirtilmekte ise de, bu ödeme gününde borcun tamamı değil belli bir kısmının ödenmesi gerektiği bildirilip, borcun tamamının ödenmesi gerektiği bildirilmediğinden, kredi kartı borçları, Borçlar Kanunu'n 101/2. maddesinde öngörülen, miktarı önceden belli olan kesin vadeli borç niteliğinde değildir. Bu nedenle kredi kartı borçlarında temerrüt tarihi bakımından, anılan maddenin uygulanması mümkün değildir. Kredi kartının bu özelliği nedeniyle, borçlunun temerrüdü, banka tarafından akdi ilişkinin sona erdirilip hesap kat edildikten sonra, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmiş ise, bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Banka tarafından kredi borçlusuna ihtarname gönderilmemiş ise, kredi borçlusunun gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen tarihte istenen asgari miktarı ödememesi nedeniyle, bu tarih itibariyle ödenmeyen kredi kartı borcu icra takibi aşamasına geldiğinden, bankaca hesabın kat edildiği tarih, şayet hesap kat edilmemiş ise, gönderilen son hesap ekstresindeki belirtilen ödeme tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü gerekir. Bu şekilde belirlenecek temerrüt tarihindeki, asıl alacak + akdi faizden oluşan ana alacağa, temerrüt tarihinden bankaya başvuru tarihine kadar yıllık %50 faiz uygulanacaktır. Bu biçimde oluşan toplam alacağa 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesi, icra takibi varsa tahsil harcı, icra masrafları, faizin vergisi ve avukatlık ücretini ortadan kaldırmadığından, asıl alacak ve akdi faizden oluşan ana para alacağına yıllık %50 gecikme faizi uygulandıktan sonra, Banka Sigorta Muamele Vergisi uygulanmak, varsa icra takibinde istenen miktarı geçmemek üzere tahsil harcı, icra masrafları, avukatlık ücreti ve faizin Banka Sigorta Muamele Vergisini borca ilave etmek, bankaya başvuru tarihine kadar borçlu tarafından yapılan ödemelerinde, Borçlar Kanununun 84. maddesi nazara alınarak ödeme tarihi itibariyle borçtan mahsup edilmeli ve kalan toplam alacak tutarı 12 eşit takside bölünmelidir.
Somut olayda davalının dosya içeriğindeki hesap ekstreleri incelendiğinde iki adet kredi kartı kullanımında bulunduğu, bunlardan 7015 nolu kredi kartının son kullanımı 26.04.2002 tarihli olup, bu tarihte ATM'den 200.000.000 TL çekildiği, bu harcamanın 23.05.2002 son ödeme tarihli ekstreye yansıtıldığı diğer 3346 nolu kredi kartı ile en son 08.12.2001 tarihinde harcama, 07.02.2003 tarihinde de para çekildiği bu harcamanın da 28.02.2003 son ödeme tarihli ekstreye yansıtıldığı ödemelerinin olmadığı dosya içeriği bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Bu arada 14.03.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesi ile ödeme güçlüğü içinde bulunan kredi borçlularına ödeme kolaylığı getirilmiş, davalıda bu yasadan yararlanmak için 01.04.2003 tarihinde bankaya başvuruda bulunmasına rağmen bankaca, davalıya ödeme planı çıkarılmamış, Beşiktaş 9. Noterliğinin 06.06.2003 tarihli ve 38004 yevmiye nolu ihtarı ile 05.06.2003 tarihi itibariyle banka alacağı 4.511.305.412 TL gösterilerek hesabın katı cihetine gidilmiş; sonrada 25.07.2003 tarihinde icra takibinde bulunulmuş, borçlunun ... Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 4822 sayılı kanunla değişik 1. maddesi uyarınca, Bankanın Balıkesir Şubesine yasadan yararlanmak istediğini, borcunu yasada gösterilen şartlarla ödemede bulunacağını 01.04.2003 tarihli dilekçem ile bildirdim 3. Banka, yasa gereğince tarafıma borcumu yıllık %50 faiz uygulamak suretiyle ödeme planı gönderecekken, dairenizde icra takibine geçilmiş ve yıllık %143 faiz ve gider vergileri uygulamak suretiyle yasaya aykırı biçimde işlem yapmıştır. 4. Resmi gazetenin 02.04.2003 tarih ve 25067 sayılı nüshasında yayımlanan genel tebliğe göre yapılan takip haksız ve fahiştir. Borcumun genel tebliğ esaslarına göre faizlendirilmesi ve 12 eşit takside bölünmesi ile ödenmesinin istenmesi gerekir itirazında bulunarak takibin durdurulmasını istenmesi üzerine de borçluya bankaca ödeme emri bildirilmeden 13.04.2004 tarihinde eldeki davanın açıldığı görülmüştür. Az yukarıda açıklandığı üzere davalı kredi kartı borçlusunun bankaya olan borcu 4822 sayılı yasa yürürlüğe girmeden çok önce icra takip aşamasına gelmiştir. Davacı bankanın hesabı kat etmemesi ve icra takibinde bulunmaması, süresinde yasadan faydalanmak için başvuruda bulunan davalının yasadan faydalanmasına engel değildir. Davalının 4812 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanması şartları gerçekleşmiştir. Davalının 23.05.2002 ve 28.02.2003 son ödeme tarihlerinde temerrüde düştüğünden, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda bilirkişiden ek rapor alınarak davalının yasadan yararlandırılıp davacı alacağı ve davalı borcunun 4822 sayılı yasa çerçevesinde tespiti gerekirken mahkemece yazılı değerlendirme ile davalının yasadan faydalandırılmaması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle kararın davalı yararına BOZULMASINA, 05.04.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy