(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 125, 128, 133)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat Arslan Aksu gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı ile ortak oldukları taşınmazdaki hissesini davalıya sattığını, karşılığında 30.7.1994 vadeli 43.000 DM bedelli bono aldığını, bedelin ödenmediğini, yaptığı icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptaline, %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacı ile hiçbir şekilde alım satım ilişkisi bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece dava konusu senedin düzenleme tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresi geçtiğinden bahisle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, eldeki itirazın iptali davasında, davalıya taşınmaz hissesi sattığını ve karşılığında bono aldığını ileri sürerek temel ilişkiye de dayanmıştır. Mahkemece de kabul edildiği gibi bu durumda B.K. 125. maddesi uyarınca zamanaşımı süresi 10 yıldır. BK'nun 128. maddesi Müruru zaman, alacağın muaccel olduğu zamandan başlar. Hükmünü amir olup zamanaşımı süresinin başlangıç tarihi alacağın muaccel olduğu tarih yani vade tarihidir. Yine BK'nun 133/2 maddesi hükmü gereğince icra takibi yapılması zamanaşımını kesen nitelikte bir işlemdir. Tüm bu açıklamalar ışığında davacı 30.7.1994 vade tarihli belgeye dayanarak 12.7.2004 tarihinde başlattığı icra takibine vaki itirazın iptalini istediğine göre zamanaşımı süresi dolmamıştır. Mahkemece işin esası incelenerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme sonucu zamanaşımından davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 400 YTL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 05.07.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy