(2004 S. K. m. 67) (4822 S. K. Geç. m. 1) (818 S. K. m. 101)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü.
Karar: Davacı, davalılardan Cemal Seyhan'a verdiği kredi kartı sözleşmesine diğer davalının kefil olduğunu, borcun ödenmemesi nedeniyle yapılan icra takibine yöneltilen itirazın iptalini ve inkar tazminatına hükmolunmasını talep etmiştir.
Davalılardan Cemal Seyhan 4822 sayılı yasadan faydalanmak için başvurduğunu, ödeme planının yasaya aykırı olarak düzenlendiğini savunmuş, diğer davalı ile kefaleti ile sorumlu olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, kefil yönünden kefalet miktarı üzerinden takibin devamına, diğer davalı yönünden borcun 4822 sayılı kanuna göre tespiti ile 12 eşit taksitte ödenmesine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dava, davacının davalılara verdiği kredi kartının kullanımından doğan borçlarını ödeyememeleri nedeniyle başlatılan icra takibine yöneltilen itirazın iptali davası olarak açılmış ise de, davalının süresinde yaptığı 4822 sayılı yasadan faydalanmasına ilişkin başvuru doğrultusunda dava tespit davasına dönüşmüştür.
4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesinden faydalanabilmek için, her şeyden önce borcun kredi veren ile kredi kullanan tüketici arasında kredi kartı sözleşmesinin düzenlenmesi ve bu sözleşmeye dayanılarak verilen kredi kartı ile kredi müşterisinin alışveriş yapması veya nakit para çekmesinden kaynaklanmalıdır. Ayrıca kredi kartını kullanan tüketicinin, bu yasanın yayınlanmasından önce temerrüde düşmesi, ödenmeyen kredi kartı borcu nedeniyle hakkında icra takibi aşamasına gelinmesi veya icra takibi yapılması ve yasanın yayınlandığı tarihten itibaren 30 gün içinde kredi kartı veren kuruluşa yazılı başvurusunun bulunması gerekir.
Yasanın uygulamasında öncelikle temerrüt tarihinin belirlenmesi önemlidir. Kural olarak Borçlar Kanunu'nun 101. maddesine göre, kesin vadeli sözleşmelerde temerrüt tarihi sözleşmede belirtilen günün hitamı ile gerçekleşir. Banka tarafından gönderilen son hesap özetinde ödeme günü belirtilmekte ise de, bu ödeme gününde borcun tamamı değil belli bir kısmının ödenmesi gerektiği bildirilip, borcun tamamının ödenmesi gerektiği bildirilmediğinden, kredi kartı borçları, Borçlar Kanunu'nun 101/2. maddesinde öngörülen, miktarı önceden belli olan kesin vadeli borç niteliğinde değildir. Bu nedenle kredi kartı borçlarında temerrüt tarihi bakımından, anılan maddenin uygulanması mümkün değildir. Kredi kartının bu özelliği nedeniyle, borçlunun temerrüdü, banka tarafından akdi ilişkinin sona erdirilip hesap kat edildikten sonra, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmiş ise, bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Banka tarafından kredi borçlusuna ihtarname gönderilmemiş ise, kredi borçlusunun gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen tarihte istenen asgari miktarı ödememesi nedeniyle, bu tarih itibariyle ödenmeyen kredi kartı borcu icra takibi aşamasına geldiğinden, bankaca hesabın kat edildiği tarih, şayet hesap kat edilmemiş ise, gönderilen son hesap ekstresindeki belirtilen ödeme tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü gerekir. Bu şekilde belirlenecek temerrüt tarihindeki, asıl alacak + akdi faizden oluşan ana alacağa, temerrüt tarihinden bankaya başvuru tarihine kadar yıllık %50 faiz uygulanacaktır. Bu biçimde oluşan toplam alacağa 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesi, icra takibi varsa tahsil harcı, icra masrafları, faizin vergisi ve avukatlık ücretini ortadan kaldırmadığından, asıl alacak ve akdi faizden oluşan ana para alacağına yıllık %50 gecikme faizi uygulandıktan sonra, Banka Sigorta Muamele Vergisi uygulanmak, varsa icra takibinde istenen miktarı geçmemek üzere tahsil harcı, icra masrafları, avukatlık ücreti ve faizin Banka Sigorta Muamele Vergisini borca ilave etmek, bankaya başvuru tarihine kadar borçlu tarafından yapılan ödemelerinde, Borçlar Kanununun 84. maddesi nazara alınarak ödeme tarihi itibariyle borçtan mahsup edilmeli ve kalan toplam alacak tutarı 12 eşit takside bölünmelidir.
Somut olayda davalının hesabı 25.12.2002 günlü ihtarı ile 24.12.2002 tarihi itibariyle 2.668.554.794TL. ile temerrüt faizi ve ferileri ile ödenmesi için kat ederek 3 gün süre verilmesine ilişkin ihtar davalıya 3.1.2003 tarihinde tebliğ edilmiş olup davalının temerrüt tarihi 7.1.2003 tarihidir. Davalıya gönderilen son hesap ekstresindeki son ödeme tarihi olan 5.9.2002 tarihi ile hesabın kat edildiği 25.12.2002 tarihi arasında geçen süre bankacılık muameleleri açısından makul karşılanabilir bir süredir. Buna göre davacının son hesap ekstresindeki son ödeme tarihi itibariyle temerrüde düştüğünün kabulü ile bu tarih üzerinden hesaplama yapan bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenle kararın davacı yararına BOZULMASINA, 03.05.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy