(818 S. K. m. 84,101/2) (4822 S. K. Geçici m.1)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı kredi kartı borçlusu olan davalının borcunu ödemediğini yapılan icra takibine itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile inkar tazminatını talep etmiştir.
Davalı, savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalının temyizi sonucu hüküm Yargıtay 19. hukuk Dairesince 4822 sy. Gereği müracaat olup olmadığının araştırılması gereğine değinilerek bozulmuş mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında 28.10.1998 tarihli kredi kartı sözleşmesi yapıldığı 18.12.1999 tarihi itibari ile hesabın kat edildiği, 21.12.1989 tarihli ihtarnamenin tebliğ edilemeyip bila ikmal iade edildiği, davacı tarafından 7.2.2000 tarihinde davalı aleyhine yapılan takibe davalının itiraz etmiş olduğu tartışmasızdır. Davacı banka tarafından bozma sonrası mahkemeye yapılan bildirimde davalının 4822 sayılı yasadan yararlanmak için 7.4.2003 tarihinde başvuruda bulunduğu ancak yapılan tebliğe rağmen taksitleri ödemediği anlaşılmaktadır. Mahkemece davaya tüketici mahkemesi sıfatı ile bakıldığı ve davalı tarafından süresi içinde başvuruda bulunulduğu anlaşılmış olmasına rağmen mahkemece 4822 sayılı yasa uyarınca yaptırılmış bir hesaplamanın olmadığı akdi faize itibar edilerek hazırlanan bilirkişi raporu doğrultusunda karar verildiği görülmektedir. Bu durumda 4822 sayılı yasa uyarınca mahkemece davalının sorumlu olduğu borç miktarı ile ödemesi gereken taksit miktarının belirlenmesi gerekmektedir.
Yasanın uygulamasında öncelikle temerrüt tarihinin belirlenmesi önemlidir. Kural olarak Borçlar Kanununun 101. maddesine göre, kesin vadeli sözleşmelerde temerrüt tarihi sözleşmede belirtilen günün hitamı ile gerçekleşir. Banka tarafından gönderilen son hesap özetinde ödeme günü belirtilmekte ise de, bu ödeme gününde borcun tamamı değil belli bir kısmının ödenmesi gerektiği bildirildiğinden, borcun tamamının ödenmesi gerektiği bildirilmediğinden, kredi kartı borçları, Borçlar Kanunun 101/2. maddesinde öngörülen, miktarı önceden belli olan kesin vadeli borç niteliğinde değildir. Bu nedenle kredi kartı borçlarında temerrüt tarihi bakımından, anılan maddenin uygulanması mümkün değildir. Kredi kartının bu özelliği nedeniyle, borçlunun temerrüdü, banka tarafından akdi ilişkinin sona erdirilip hesap kat edildikten sonra, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmiş ise, bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. Banka tarafından kredi borçlusuna ihtarname gönderilmemiş ise, kredi borçlusunun gönderilen son hesap ekstresinde belirtilen tarihte istenen asgari miktarı ödememesi nedeniyle, bu tarih itibariyle ödenmeyen kredi kartı borcu icra takibi aşamasına geldiğinden, bankaca hesabın kat edildiği tarih, şayet hesap kat edilmemiş ise, gönderilen son hesap ekstresindeki belirtilen ödeme tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü gerekir. Bu şekilde belirlenecek temerrüt tarihindeki, asıl alacak + akdi faizden oluşan ana alacağa, temerrüt tarihinden bankaya başvuru tarihine kadar yıllık %50 faiz uygulanacaktır. Bu biçimde oluşan toplam alacağa 4822 sayılı yasanın geçici 1. maddesi, icra takibi varsa tahsil harcı, icra masrafları, faizin vergisi ve avukatlık ücretini ortadan kaldırmadığından, asıl alacak ve akdi faizden oluşan ana para alacağına yıllık %50 gecikme faizi uygulandıktan sonra, Banka Sigorta Muamele Vergisi uygulanmak, varsa icra takibinde istenen miktarı geçmemek üzere tahsil harcı, icra masrafları, avukatlık ücreti ve faizin Banka Sigorta Muamele Vergisini borca ilave etmek, bankaya başvuru tarihine kadar borçlu tarafından yapılan ödemelerinde, Borçlar Kanununun 84. maddesi nazara alınarak ödeme tarihi itibariyle borçtan (temerrüt tarihindeki ana paradan) mahsup edilmeli ve kalan toplam alacak tutarı 12 eşit takside bölünmelidir.
Somut olayda davalıya 4822 sayılı yasanın yayımlanmasından önce davacı bankanın gönderdiği 19.12.1999 tarihi itibari ile hesabın kat edildiğini bildiren 21.12.1999 tarihli ihtarname tebliğ edilememiş olup, 24.12.1999 tarihinde iade edilmiş olduğundan davalının 18.12.1999 hesap kat tarihinde temerrüde düştüğünün kabulü ile bu tarihteki asıl alacak akdi faizden oluşan ana alacağa 7.4.2003 başvuru tarihine kadar yıllık %50 gecikme faizi uyguladıktan sonra banka Sigorta Muamele vergisi uygulanmak, icra takibinde işlenen miktarı geçmemek üzere tahsil harcı, icra masrafları, avukatlık ücreti ve faizin Banka Sigorta Muamele vergisini borca ilave edip bankaya başvuru tarihine kadar borçlu tarafından yapılan ödeme varsa bunların BK. 84. maddesi nazara alınarak ödeme tarihi itibari mahsubu yapılmalıdır.
Mahkemece açıklanan hususlar gözönünde tutularak bilirkişiden ek rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı temyiz edilen hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 10.2.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy