(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü.
Karar: Davacı, davalıdan borç aldığı 3000 Dolar karşılığı 4000 dolarlık senet verdiğini, davalının bu senedi takibe koyduğunu, 24.12.2001 tarihinde 2.240.000.000 TL, 06.02.2002 tarihinde de 760.000.000 TL ödeyip belge aldığı halde davalının borca mahsuben aldığı halde bu harici ödemeleri icraya yansıtıp mahsup ettirmediğini, takipte faizlerinin yürütüldüğünü, davalının bu davranışı nedeniyle evinin satışa çıkarıldığını öne sürerek, davalıya haricen ödediği 3.475.000.000 TL nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, 760.000.000 TL'lik ödemenin takip dayanağı borçla ilgisi bulunmadığını, 2.240.000.000 TL' yi alıp belge verdiğini, davacının isteği üzerine icraya yansıtılmadığını bildirerek, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı, davacı ve dava dışı Bülent Yaşar' ın kefil, dava dışı Yakup Önder' in borçlusu olduğu 30.10.1999 vade tarihli 4000 Dolarlık bonoya dayanarak 2.232.600.000 TL'nin tahsili talebiyle icra takibi başlatmıştır. Bu borca mahsuben 26.12.2000 tarihli belge ile davacının 1.500.000.000 TL, 24.12.2001 tarihli belge ile haricen 2.240.000.000 TL, 06.02.2002 tarihli belge ile 760.000.000 TL' yi davalı alacaklıya ödemiştir. Davacı, bu belgelere ve harici ödemelere rağmen icra dosyasında mahsup yapılmadığından bahisle 06.06.2003 tarihli dilekçe ile davalıyı şikayet etmiş; Beydağ Asliye Ceza Mahkemesinin 2003/68-6 karar sayılı emniyeti suiistimal iddiasıyla açılan kamu davasında davalı Nazif Bozkurt, dava konusu paraları aldığını kabul etmekle beraber 760.000.000 TL'lik ödemenin başka nedenle olduğunu, icra takibi ile ilgili olmadığını savunmuştur. Davalı, suçun unsurları oluşmadığından beraat etmiştir. Davacının 06.06.2003 tarihinde davalıyı şikayet etmesinden sonra davalı icra takip dosyasında 14.07.2003 tarihinde davacının 24.12.2001 tarihinde ödediği 2.240.000.000 TL' yi icraya bildirmiştir. Gerekli hesaplamalar yapıldıktan sonra davacı borçlunun taşınmazı satışa çıkarılmış, bu arada davacı 31.07.2003 tarihinde tüm dosya borcu olan 4.929.960.000 TL' yi ihtirazi kayıtla icra dosyasına yatırmıştır. Mahkemece alınan 12.01.2004 tarihli bilirkişi raporunda davacının 760.000.000 TL ödemesi dahil edilmeden davacının borçlu olduğu miktar 1.272.933.324 TL olarak hesaplanmıştır. Davacının 760.000.000 TL ödemesinin davalı kabul etmekle beraber, bu ödemenin icra takibine konu borçla ilgili olmayıp, takip konusu olmayan başka bir alacağına karşılık yapıldığını iddia etmiş ise de, davalı bu iddiasını kanıtlayamamıştır. Zaten bu kadar borcu olan davacının, senetsiz olarak davalı alacaklı ile başka bir hukuki ilişkiye girmesi hayatın olağan akışına da uymaz. Mahkemece alınan 12.01.2004 tarihli ikinci raporda bilirkişi, davacının ödediği 760.000.000 TL' yi de dahil ettiğinde davacının borçlu olmadığı, hatta fazla ödemede bulunduğunu belirlemiştir. Mahkemece 12.01.2004 tarihli rapora itibar edilerek davacının davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 12.05.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy