(818 S. K. m. 41, 49)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içerisinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü.
Karar: Davacı, 5.9.1992 gününden itibaren kiracı olduğu işyerinden, davalı yeni malikin açtığı ihtiyaç sebebiyle tahliye davası sonunda, icra marifetiyle tahliye ettirildiğini, dükkanın ön camına gerekmediği halde, icra yoluyla tahliye edilen yere tekrar girilmesinin suç teşkil edeceğine ait yazı asılması sebebiyle ticari itibarının zedelendiğini, dükkana yaptığı faydalı masraflar sebebiyle de zarara uğradığını ileri sürerek, fazlaya ait hakkı saklı kalmak üzere, şimdilik 1.710.000.000TL maddi, 5.000.000.000TL da manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında vermiş olduğu ıslah dilekçesiyle de maddi tazminat miktarını 4.710.000.000TL'sına çıkarmıştır.
Davalı, sözleşmedeki ilgili hükümler gereğince davacının yapmış olduğu masrafları isteyemeyeceğini, manevi tazminatın koşullarının da mevcut olmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, maddi tazminat yönünden davanın kabulüne, koşulları bulunmadığından manevi tazminat talebinin ise reddine karar verilmiş, hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının bütün davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Mahkemece, davacı tarafından yapılan faydalı imalatların, önceki malikten kiralanan taşınmazın, yeni malik olan davalıya satıldıktan sonra yapıldığı kabul edilerek hüküm kurulmuş, gerekçe olarak da davacının bu konudaki beyanı ve davalının da buna karşı koymaması gösterilmiştir. Oysa ki davacının faydalı imalatları hangi tarihte yaptığına ait açıklamalarını içeren 9.12.2003 günlü dilekçesinin, davalıya tebliğine dair belge dosyada bulunmamaktadır. Davalı, bilirkişi raporunun kendisine tebliği üzerine, davacının imalat gününe ait beyanını öğrendiğini bildirmiş ve buna karşı koyarak, imalatların davacı tarafından işyerinin kiralanmasından hemen sonra yapıldığını savunmuştur. Dava, sebepsiz zenginleşmeden doğan alacak talebine ait olup, taşınmaz da satım yoluyla el değiştirdiğinden, davalının sorumluluğuna gidebilmek için, faydalı masrafların işyerinin davalı tarafından satın alındığı tarihten sonra yapıldığının tesbiti zorunludur. Taraflar arasında, imalatların yapıldığı gün yönünden uyuşmazlık mevcut olup, mahkemece bu konuda gerekli araştırma ve inceleme yapılmamıştır. O durumda bu konuda taraf delilleri toplanarak, yapılacak inceleme ve araştırmaya göre ve imalatların işyerinin kiralandığı tarihten hemen sonra yapılmasının hayatın olağan akışına daha uygun olması sebebiyle ispat yükünün, bunun aksini iddia eden davacı tarafa ilişkin olduğu da göz önünde bulundurularak, davacının yaptığı imalatlar sebebiyle davalının sebepsiz zenginleşmesi bulunup bulunmadığı belirlenmeli ve sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Mahkemece, eksik inceleme ve davacı beyanına, davalının karşı koymadığına dair yanlış değerlendirmelerle yazılı biçimde kurulmuş olması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda 1 no'lu bentte açıklanan sebeplerle davacının tüm, davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2 no'lu bent gereğince temyiz edilen hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istem halinde iadesine, 23.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy