(4077 S. K. m. 10) (2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı banka, 4.12.2000 tarihli kredi sözleşmesi uyarınca borcunu ödemeyen borçlu ve kefiller aleyhine icra takibi başlattığını, davalıların haksız itiraz ettiklerini öne sürerek, itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar cevap vermemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne, 96.176.861 TL davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini teminen 47.523.776 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faizi yürütülmek koşuluyla takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı banka tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı banka ile dava dışı E. Demir arasında düzenlenen 10.8.2000 tarihli bireysel kredi borçlanma ve rehin sözleşmesinde davalılar kefil olup, kullanılan kredi miktarı olan 2.308.244.664 TL. nin 24 taksit halinde ödenmesi kararlaştırılmış, borçlu tarafından 4.6.2001 tarihindeki taksitin ödenmemesi nedeniyle davacı banka tarafından 25.5.2001 tarihili ihtar ile 1.464.523.025 TL. nin 3 gün içinde ödenmesi istenilmiş ve 30.5.2001 tarihinde temerrüde düşmüş olmasına rağmen ödeme olmamıştır. Bunun üzerine banka tarafından 2.7.2001 tarihinde icra takibine girişilmiş; takibe de itiraz edilmesi üzerine eldeki bu dava açılmıştır. Mahkemece 4077 sayılı yasanın 10. maddesinin olayda koşulları oluşmadığından bahisle, ödenmeyen tek taksit yönünden hüküm kurulmuştur. 4077 sayılı yasanın 14.6.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4822 sayılı yasa ile değişik 10. maddesi ile kredi veren taksitlerden birinin veya birkaçının ödenmemesi halinde kalan borcun tümünün ifasını talep etme hakkını saklı tutmuşsa bu hak; ancak kredi verenin bütün edimlerini ifa etmiş olması durumunda ve tüketicinin birbirini izleyen en az iki taksiti ödemede temerrüde düşmesi halinde kullanılabilir hükmü getirilmiş ise de bu hüküm sözleşmenin düzenlendiği 10.8.2000 tarihi nazara alındığında olaya uygulanması mümkün değildir. 4077 sayılı yasanın 30. maddesinde bu konuda hüküm bulunmayan hallerde genel hükümlerin uygulanacağına yer vermiş bulunduğuna göre uyuşmazlığın sözleşme ve genel hükümler muvacehesinde çözülmesi gerekir. Bu hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Açıklanan gerekçe ile temyiz olunan kararın davacı banka yararına BOZULMASINA, 14.04.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy