(818 S. K. m. 101)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu düşünüldü:
Karar: Davacı, dava dışı şahsın davalı bankadan aldığı kredi kartına kefil olduğunu, sözleşmede kefalet limiti bulunmasına rağmen davalı bankanın kefalet limitini aşan şekilde icra takibi yaptığını ileri sürerek 4.230.159.679 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, sözleşmede kefilin kredi limitinin 3 katına kadar sorumlu olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının icra takibi ile temerrüde düştüğü kabul edilerek ve alınan bilirkişi raporu benimsenerek davanın 3.565.787.639 TL borçlu olmadığının tespiti ile fazladan ödenen 2.585.625.000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 10/10. maddesinde müşterinin sözleşmeden sonraki adres değişikliğini bildirmemesi halinde eski adrese yapılacak her türlü tebligatın geçerli sayılacağı, 9/1. maddesinde de kefillerin, kart sahibinin bu sözleşmede yazılı taahhütlerine kendilerinin de aynen uymayı ve bu taahhütlerinde kendileri hakkında aynen uygulanmasını kabul ettikleri hükme bağlanmıştır. Kefil olan davacı, az yukarıda açıklanan sözleşme hükümleri uyarınca adres değişikliğini bankaya bildirmekle yükümlü olup, adresindeki değişikliği bildirmediği takdirde eski adresine yapılacak her türlü tebligatın geçerli olduğunu kabul etmiş bulunmaktadır.
Dosya içinde bulunan belgelerin incelenmesinde davalı bankanın 17.04.2001 tarihli ihtarnamesinin davacı kefile sözleşmede belirtilen adrese tebliğ edilmek istendiği ve ancak 19.04.2001 tarihinde tebliğ edilmeksizin iade edildiği anlaşılmaktadır. Davacı, adres değişikliğini bildirmediği için eski adresine yapılan tebligat kendisine yapılmış sayılır.
Mahkemece bu yön gözetilerek, davacının 17.04.2001 tarihli ihtarla temerrüde düştüğü benimsenmek suretiyle, ihtarnamede verilen sürede gözetilerek temerrüt tarihi belirlenmeli ve hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmelidir. Mahkemenin bu yönü göz ardı ederek yazılı şekilde hüküm tesis etmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 06.06.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy